Biz Kardeşliği, Sevgiyi Paylaşmaya Geldik...
23 Mayıs 2012, 04:02:15
Hoşgeldiniz,
Ziyaretçi
.Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
Kullanıcı adınızı ve parolanızı
Duyurular
:
Biz Kardeşliği, Sevgiyi Paylaşmaya Geldik...
SİTEMİZ VE FORUM'UMUZDAN DUYURULAR & HABERLER
HAFTALIK ETKİNLİKLER
Haftanın Konusu
Haftanın Konusu: MEVLANA (11.12.2007)
Sayfa: [
1
]
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Gönderen
Konu: Haftanın Konusu: MEVLANA (11.12.2007) (Okunma Sayısı 943 defa)
Haftanın Konusu: MEVLANA (11.12.2007)
MuaLLim
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1633
«
:
11 Aralık 2007, 15:54:30 »
Muhterem kardeşlerim.
Bu haftanın konusu olarak "Mevlâna" Hazretlerini ele alacağız.
Bizi biz yapan kültür mozaiğimizde önemli bir yere sahip olan Hz. Mevlâna ile ilgili bilgilerimizi, duyduklarımızı, okuduklarımızı velhasıl birikimlerimizi ifade edelim.
Burası sizin bilgi kaynağınız olsun. Derleme özelliği ön planda olan bir çalışma yapıyoruz. Burayı boş bırakmayalım, ortak bir çalışma olarak bütün sitenin olmazsa olmazları arasında yer alsın istiyoruz.
Haydi bismillah...
Kayıtlı
Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar,
Söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.
Re: Haftanın Konusu: Mevlâna
StamCan
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1289
«
Yanıtla #1 :
11 Aralık 2007, 16:17:52 »
O Geliyor, O!
yollara sular dökün,
bahçelere müjdeler edin,
bahar kokuları geliyor,
o geliyor, o
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.
Yol verin, açılın, savulun.
Beri durun, beri.
Yüzü apaydınlık, akpak,
bastığı yeri ardında gündüzler gibi bırakarak
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.
Gökler yeryüzünü kapladı, örttü bir anda.
Bir anda dört yanı misk gibi bir koku sardı.
Bir anda bir velvele, bir kıyamet koptu cihanda.
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.
Bir anda can geldi bağlara, bağlar ışıdı.
Bir anda açıldı baktı bağlara gözler.
Bir anda bizde ne gam kaldı, ne dert kaldı, ne keder.
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.
Yayından fırladı ok.
Hedefe ha vardı, ha varacak.
Bahçeler selama durdu.
Selviler ayağa kalktı.
Çayır çimen yollara düştü.
İşte konca, ata binmiş geliyor.
Biz ne duruyoruz,
O geliyor, o.
Ay parçamız, sevgilimiz, yarimiz geliyor.
Sen bizim yöremize gelirsen göreceksin, ey şems,
Huyumuz sadece susmak olmuş bizim, susmak.
Senin güzel gözlerinçin işte canım pusuda.
Rahatım kaçtı benim,
geceleri uykum kalmadı gitti ama,
bak işte o güzel günler yola çıkmış geliyor.
Mevlana Celaleddin Rumi
Şiirle başladık inş Muallim hocam. Çok sevdiğim bir şiirdir. Paylaşmak istedim.
Kayıtlı
Kalıbın tabibe,Kalbin Habibe ihtiyacı vardır....
Re: Haftanın Konusu: Mevlâna
StamCan
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1289
«
Yanıtla #2 :
11 Aralık 2007, 16:46:02 »
MEVLANA VE MEVLEVİLİK
Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan,donmadan akmak ne hoş,
Dünle beraber gitti cancağızım;
Ne kadar söz varsa düne ait,
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.
Mevlevilik; tamamen sevgi ve hoşgörü üzerine kurulmuş bir müessesedir. Hazreti Mevlâna, yaradana gönül veren, bütün dünyadaki yaratıkları yaradandan ötürü sevmeyi ve bizlere sevgiden söz etmeyi öğreten bir aşk piridir.
Denizi bir testiye dökersen ne kadar alır? Bir günün kısmetini
İşte deniz nasıl testiye kabın genişliği kadar sığarsa Mevlâna da kelime kalıplarına ve bizim idrakimize, istidadımız nisbetinde sığar. Zaten Mevlâna en kuvvetli, en üstün idrakin de ötesindedir.
Aşık ol aşık, aşkı seç ki sen de seçilmiş bir insan olasındiye seslenir.
Kendi varlığından geçerek Allah’ta fani olmak; yani Allah’a tam bir gönül bağlamak Allah’a giden en kısa yoldur. Gönlünü Hakk’a vermiş bir insanın artık kendi benliği kalmamıştır. Onun her zerresinden işleyen Allah’tır. Böylece o kişi nefsine uyup başkasına zarar verecek kötü işlerde bulunmaz. Allah ahlakına bürünmüştür. Hz. Muhammed ve Hz. Mevlâna bize bu vasıflarıyla örnek olmuşlardır.
Mevlâna cihana sığmayan hudutsuz bir varlıktır. Güzeli, doğruyu, iyiyi, aşkı, hakikati arayanlara müjdeler veren lâhudî sestir. Zulmette kalanlara teselli sunan Rahmani sedadır. Ayrılıktan inleyenlere şifa bahşeden devalı nefestir. İnsana insanı öğretendir. Her şeyin insanda olduğunu ve tüm evrenin insanın emrine verildiğini öğretendir.
Mevlâna büyük bir Hak aşığıdır. Aşkın efendisidir. Aşkta yok olmuştur. Bizzat aşktır. Aşkın ne olduğunu soranlara;
"Benim gibi ol da bil, ister nur olsun, ister karanlık, o olmadıkça, onu tamamiyle bilemezsin." buyurur.
İnsan düşüncesine yepyeni bir mesaj veren ve İslam düşünürlerinin fikir ve sistemlerini, inanç akidelerini ruh, akıl ve sevgi üçgeni içinde sunan, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlâna Celâleddin-i Rûmi, müstesna yüce bir varlık, ilahi bir ışık, manevi bir güneştir. Onun insan düşüncesine verdiği en büyük mesaj Aşk, Sevgi ve Birliktir.
O, bir veli hüviyetiyle gönüller coşturmuş, bir pir, bir mürşid olan insan aklını nur ile yıkamış, akıl ve gönülleri kirden ve ikilikten kurtarmış ve temizlemiştir.
O, hiçbir şeyi inkar etmez, ama her şeyi birleştirir, bütünleştirir ve sevdirir. O kimseyi ayrı görmez; Çünkü O, herşeyin Allah’ın zuhur ve tecellisi olduğunu bilir ve bunu gönlüne ve insan aklına hâl olarak yansıtır.
Mevlâna, aziz ve yüce bir üstattır. Tek başına bir sistemdir, bir hayat ve düzendir. Ahlakı, ilmi, hikmeti, sevgisi, aklı, tavrı, idraki, davranışları ve herşeyi ile yüceliği öğreten bir HAL ABİDESİ’dir. Peygamber’in gerçek temsilcisi, aşkın ve aklın en yüksek öğesi ve gerçeğidir.
İnsan yaratılmışların en şereflisidir düsturuyla; her dilden, her dinden, her renkten insanı kucaklayan Hz. Mevlâna sevginin, barışın, kardeşliğin, hoşgörünün sembolüdür.
Kayıtlı
Kalıbın tabibe,Kalbin Habibe ihtiyacı vardır....
Re: Haftanın Konusu: Mevlâna
StamCan
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1289
«
Yanıtla #3 :
11 Aralık 2007, 16:54:33 »
HAYAT
Eski zamanlar*n birinde, bir adam çalismak amaci ile çok
uzaklara
gitmis
ve yillarca çalismis. Sonunda memleketine dönme zamani
gelmis.
Bu çalisma sürecinde toplam 3000 akçe biriktirmis ve
evinin
yolunu
tutmus.
Evine dogru giderken yolu büyük bir sehirden geçmis.
Yolda yürürken köse basinda birisi "Bir nasihat bin akçe,
bir
nasihat
bin
akçe."
diye bagiriyormus. Adam düsünmüs: 'Nasil olur, bir
nasihati
bin
akçeye
satarlar,
ben yillarca çalistim ve sadece 3000 akçe biriktirdim'
Bu ise pek akli ermemis ama merak iste. Duramamis ve
adama
bin akçe
vererek, o nasihati satin almis.
Nasihat, " KADERDE NE VAR iSE, O ÇIKAR" imis.
Yoluna devam etmis...
Ilerde yine köse basinda baska bir adam bagiriyormus:
Bir nasihat, bin akçe." diye. Adam yine dayanamamis,
bin akçe de o adama vermis ve ikinci nasihati da satin
almis.
Ikinci nasihat da: "GÖNÜL KiMi SEVERSE GÜZEL ODUR." imis.
Son kalan
bin akçesi ile de yoluna devam etmis. Tam sehrin çikisinda
yine
köse basinda bir adam bir nasihati bin akçeye satiyor.
Adam
bir
parasina
bakmis,
bir de nasihati satan sahsa, dayanamamis ve kalan son
akçeleriyle de
o nasihati satin almis. Son nasihatte: "HiÇ BiR iS
ACELEYE
GELMEZ". Parasiz yoluna devam etmis.
Sehrin çikisinda büyük bir topluluk ile karsilasmis.
Topluluk telas içindeymis. Yaklasmis ve oradakilerden birine
neler oldugunu sormus. Oradan birisi açiklamis, demis ki :
Burada sehrin tüm su ihtiyacini karsilayan bir kuyu var,
ama
kuyunun içinde de bir canavar var. Canavar suyu tutmus,
göndermiyor. Asagiya
kim indiyse bir türlü çikamadi. Simdi herkes korkuyor
asagi
inmeye"
Adam düsünmüs ve ilk satin aldigi nasihat aklina gelmis.
"Kaderde ne var ise, o çikar.", asagi inmeye karar
vermis. Aslinda
bu nasihatleri herkes bilir, ama uygulayabilmemiz için
belli bir bedel ödememiz gerekiyor.
Inince canavar onu hemen yakalamis ve yerine götürmüs.
Demis ki: "Buraya gelenlerin hepsine bir soru sordum ve
bilemediler.
Eger sen bilirsen, seni serbest birakirim."
Bir dizine sarisin ve dünya güzeli bir kadin, diger
dizine
de
kurbaga
koymus ve "Söyle bakalim, hangisi güzel?" demis.
Adam düsünürken, aklina ikinci aldigi nasihat gelmis
ve "Gönül kimi severse güzel odur" demis.
Bu cevap canavarin çok hosuna gitmis. Zira canavar,
kurbaganin
gözlerine asikmis. Adami salmis ve suyu birakmis.
Almislar krala götürmüsler ve agirliginca altin
vermisler.
Adamimiz
yoluna devam etmis ve nihayet evine varmis.
Evinin camindan içeri bakmis. Bir de ne görsün; karisi
genç
biri ile diz dize oturuyor. Hemen kilicini çekmis ve tam
içeri
girerken
üçüncü nasihat aklina gelmis:
Hiçbir is aceleye gelmez". Kilicini kinina koymus ve
içeri
girmis.
Hos besten sonra karisina o genci sormus. Kadin da:
Bey, sen gittiginde ben hamileydim ve bir oglumuz oldu.
Bu genç senin oglun." demis.
-- MEVLANA
Mevlana Celaleddin Rumiye ait olduğunu bilmiyordum. Tevafuken öğrendim. Daha önce Sedat Uçan'ını Satır Arası hikayeler adlı kitabında okumuştum ve çok beğenmiştim.
Kayıtlı
Kalıbın tabibe,Kalbin Habibe ihtiyacı vardır....
Haftanın Konusu: MEVLANA (11.12.2007)
MaSKe
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1546
«
Yanıtla #4 :
11 Aralık 2007, 17:15:25 »
Hazret-i Mevlana'nın namaz Değerlendirmesi
Gönül ustası Hazret-i Mevlânâ, insanı ilâhî huzura ulaştıran tekbir, kıyam, rükû, secde, selam ve dua gibi namaz rükünlerine oldukça düşündürücü mânâlar kazandırır.
Namaza tekbirle girmek, “İlâhî, biz senin huzurunda kurban olduk” demektir. (Tekbir getirerek kurban kesildiği gibi, tekbirle namaza başlamak da ‘Allah’ım, canımız sana feda olsun’ anlamındadır.)
Namazda kıyama durmak, Allah’ın huzurunda kıyametteki muhasebeyi hatırlatır. Kul, biraz sonra hakkıyla yerine getiremediği kulluğundan ve işlediği günahlardan dolayı, utancından ayakta durmaya dermanı kalmaz, rükû’a eğilir.
Başı rükû’da iken “Hakk’ın sualle-rine cevap ver!” diye İlâhî ferman gelir. Kul, rükûdan başını mahcup olarak kaldırır. Ayakta duramaz, yüz üstü secdeye kapanır.
Tekrar ona “Secdeden başını kaldır! Yapmış olduklarından haber ver!” diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde başını kaldırırsa da, tekrar yüzüstüne kapanır.
…
O ağır yükün tesirinden dizleri üstüne çöker. Sağa selam verir; peygamberler ve melekler tarafına bakar, onlardan şefaat talep eder. Onlar derler: “Çare ve yardım günü geçti. Çare, ancak dünyada olabilirdi. Orada salih amellerde bulunmadınız, o günler gitti.”
Sola selam verir; akraba ve yakınlarının tarafına bakar. Onlardan da bir fayda göremez.
Herkesten ümidini kesince, dua için iki elini kaldırır. “Ya Rabbi, herkesten ümidimi kestim. Kuluna melce ancak Sensin. Senin rahmet ve mağfiretine sınır yoktur
Kayıtlı
Haftanın Konusu: MEVLANA (11.12.2007)
NUR44
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3847
«
Yanıtla #5 :
11 Aralık 2007, 22:44:10 »
MEVLÂNÂ’YI ANLAMAK
Bu yıl, dünya Mevlânâ yılı. Bütün dünyada o gönül dostu yeniden hatırlanacak. Herkes onun bir yönünü uluslararası konferanslarda dile getirecek; kendisine övgüler yağdırılacak.
Bir büyük İslam mürşidinin her din ve inançtan kişi tarafından anılması elbette çok güzel ve çok sevindirici. Bu güzel atmosferi sadece Hazreti Mevlânâ’ya hayran olmaktan, onun şahsî kemaline nazar etmekten kurtarıp, o mükemmel insanı meyve veren İslam’a ve Kur’ana nazarları çevirebilirsek, Mevlânâ kutlamaları İslam’ın tebliği için en güzel bir zemin olur. Aksi halde bir dahinin, bir feylesofun, bir fikir adamının anılmasından ileri gitmez ve fazla bir fayda da sağlamaz.
Mevlânâ denilince hemen herkesin aklına öncelikle hoşgörü ve insan sevgisi gelir. Bunlar aslında sadece Mevlânâ’ya has üstünlükler değil, bütün hidayet öncülerinin ortak özellikleridir. Şu var ki, Hazreti Mevlânâ, bu manaları eserlerinde çok güzel işlemiş, yazıya dökmüş, örneklerle zihinlerde ve kalplerde en müessir bir şekilde nakşetmeyi başarmış ve onun bu samimi ve içten gayreti güzel meyveler vermiş ve onu asırlar sonra bütün dünyanın halâ coşkuyla andığı bir gönül dostu yapmıştır.
Gerçek yönüyle tam anlaşılamamak yahut yanlış anlaşılmak birçok büyük insanın adeta ortak kaderi gibidir. Hazreti Mevlânâ da bunlardan biridir.
Mevlânâ’yı yanlış anlayanların iki gruba ayrıldığını görüyoruz. Bunlardan büyük ekseriyet, o büyük mürşidi bütün yanlış inançlara toleransla bakan eşsiz bir hümanist olarak görür ve onu böylece tanıtmaya çabalarlar. Böyle bir anlayış Mevlânâ’ya iftira olur. O büyük insan, yanlış düşüncelere, batıl inançlara değil bunların sahiplerine karşı tolerans göstermiş, kendilerine gerçeği anlatmak üzere onları dergâhına davet etmiştir. O düşünce fakirlerine ve mana hastalarına şefkat kucağını açmış, yanlış yoldan dönmeleri için büyük bir gayretin içine girmiştir.
Onun, “Gel!” çağrısının birçok kesimlerce yanlış yorumlandığını görüyoruz.
Hazreti Mevlânâ, nice insanların güle oynaya ateşe doğru koşuştuğunu görünce içi yanar ve onlara “Gel!” diye seslenir. Yanmaya can atan o gafillerin kim olduklarına, neci olduklarına bakmaz. Çünkü hepsi insandır. O zavallıların kurtarılmalarından Rabbünnas (insanların terbiye edicisi) olan Allah’ın da razı olacağı şüphesizdir. Nitekim Allah, nice azgın kavimlerin kurtuluşu için peygamberler göndermiş, onlara doğru yolu göstermek için kitaplar indirmiştir. Bütün Hak elçileri ve bütün İlahi fermanlar insanları doğruya, güzele, hidayete, kurtuluşa çağırmışlardır. Mevlânâ’nın “Gel!” çağrısı da o büyük velinin kendi asrındaki insanları kurtuluşa davet etmesinin simgesi olmuştur. Bu insanlar dinsiz de olabilirler, mecusi de olabilirler, bir başka sapık yolun yolcusu da olabilirler. “Gel!” çağrısı bunların tümünedir.
Hazreti Mevlânâ, Allah kelamında ahsen-i takvim üzere yaratılığı haber verilen insanların, böyle ters yollara girmelerinden ve o üstün mahiyetlerini zayi etmelerinden büyük bir rahatsızlık duymuş ve kendilerine bir şeyler anlatmak üzere onları yanına çağırmıştır; “Gel!” diye.
Eğer onu yanlış takdim edenlerin zannı gibi, o kimselerin yanlış yollarını hoş görseydi bu çağrıyı yapması anlamsız olurdu. “Gel!” diyeceğine “Herkes kendi yoluna devam etsin.” derdi; isterse bu yolların sonu o dehşetli cehennem azabına çıksın. Mevlânâ’nın şefkati buna izin vermemiş, o felaket yolcularını yanına çağırmıştır.
Onun bu çağrısını doğru değerlendirmek için öncelikle şu sorunun cevabını doğru verilmesi gerekiyor:
Hazreti Mevlânâ “Gel!” diye seslendiği o kişileri neye davet etmektedir?
Bu konuda keyfînce hayaller üretmeye, indî görüşler sergilemeye gerek yoktur. Bu sorunun cevabı, onun eserlerinde işlediği temalardır. Onun temel eseri olan Mesnevî ve özel sohbetlerinin toplandığı Fihi ma fih dikkatle incelendiğinde, her ikisinde de İslâm ahlâkının en güzel şekilde takdim edildiği görülür. O halde Mevlânâ, insanları İslâm’a ve onun ahlâk modeline çağırmaktadır.
sorularla islamiyet
Kayıtlı
Hangi yönden esersen es deli rüzgâr
***
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere
http://nurunkapisi.blogcu.com
Haftanın Konusu: MEVLANA (11.12.2007)
Mutena
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2739
«
Yanıtla #6 :
11 Aralık 2007, 22:51:52 »
Şems ki Mevlana’yı Mevlana yapandır
. Şems ile karşılaşıncaya kadar Mevlana bir alimdir. Konya’nın sevgilisi, olgun ve makul baş müderrisi. Aklın ve onun çocuğu olan bilimin dairesi içinde dolşan mantıklı bir İslam aliminden bir cezbe adamı çıkran Şems’tir.
Şems ansızın gelir. Yaşı kırkı bulmuş olan Mevlana’nın beklide hiç beklemediği ve ümit etmediği anda. Ama kırk peygamberi bir yaştır. Üstellik son fırsattır.
Çalınır kapı. Ardına kadar açılır kapı. Girer içeri sessizce yolcu. Geçiyordur. Uğramıştır. Kalır.
Gariptir Şems. Bu aniden gelen mağrur adam, mağrurluktan başka bir imlayla mağrurdur. Sahte tevazuyu kibr ile eş tutar ve ondan bu yüzden nefret eder. Kabiliyet bir Allah vergisi ise onu saklamanın da sahtecilik anlamına geldiğini düşünerek mağrurdur. Dili bu yüzden bu kadar keskindir. Kaide dışı ama harikuladedir. Üstellik her kelamında ‘’ bela’’ ya bir davet vardır.
Karanlık ve siyaha ait bir yabancı. Durak şaşırtan yolcu. Yolcuyu yolundan eyleyen dilber.
Kimliği belirsiz.
Ama olsun: Şems’in saçları Tebriz’in gecesidir. Yüzü İsfahan’ın güneşi. Mihr ve mah onun kelamında dökülür. Çünkü Şems hatırlatır. Ezelde büyük bir karşılaşma olmuştur. Bu onun hatırlamasıdır. Sen neden böylesin?
Ve : Şems, ey seyyarelerin en tekinsizi. Çarpacak bir benimi buldun? İyi ki beni buldun.
Hoş amedi! Hoş amedi!
Şemdir. Şems güneş demektir. Öyle bir taşkın yaratır ki Mevlana’nın engin denizlere benzeyen ama henüz rüzgar görmemiş sakin ve emniyetli ruhunda, Ay’ın küçük denizlerinde yarattığı gelgitlerin onun taşkını yanında esamisi bile okunmaz. Çünkü Mevlana bir okyanusdur. Şimdiye değin denizlerin, kamerlerin ardı sıra yürüyüp durmuştur da ancak şimdi güneşin cazibe kanununa tutulmuştur.
Gündelik hayatın dağdağasından farklı bir boyutta, suyun toprağa kavuşması gibi değil, iki suyun birbirine kavuşması gibi kavuşurlar. Bu yüzden hocası ve talebesi.
Canı hem cananı olur Şems Mevlana’nın. Müridi ve mürşidi. Aslında bereketin taşkını bu çoğullukta. Kim aşık kim maşuk, bu kavuşmada belli dğeildir. Ne gam! Aşktır aralarındaki. Zamanın, mekanın ve cinsiyetin sınırlarını çoktan aşmış, bu aşkınlıkla aşkın kaynağına dayanmış, kütah nazarlarca kavranması mümkün olmayan bir aşk.
Anlamayanlar da anlayışsızlıklarında mazur, nereden anlasınlar ki?
Sonu o kadar kanlı geleceği için belki, Şems bir bıçak gibi böler Mevlana’nın ömrünü tam orta yerinden ikiye. Öncesinde Mevlana ne idiyse artık o değildir.
Temkinliyse temkini bırakır, makul idiyse aklın sınırlarını çatlatır.
Şems sukunet değildi. Mevlana bu kadar fırtınayı nasıl taşıdı? Nasıl bu kadar yandı da yanmadı? Önce yazar, sonra susar Mevlana.
Kalemin ucu kırıldı.
Kelimeler yetmedi.
Yine de. Konuştuklarını değil de ağladıklarını istemek Mevlana’nın halidir.
‘’ Kandı her şey tek balık kanmadı sudan.’’
Herkesin hali kendine. Avuntu ? Olsun! Ah aşkım bilmiyorsun.
Sonra yine gazeller söyler. Çünkü büyük hallerin söylenişi de güzeldir. Bütün bir Divan susma ve söyleme arasında gidip gelmedir.
Ve Mevlana artık kendi adından geçmiştir. Divanın adı
‘’Divan-ı Şems-i Tebrizi’’
dir. Tebrizli Şems’in Divanı. Ve gazellerinin bir kısmında mahlas beytinde kendi adı yerine Şems’in adını kullanmaktadır.
Aşk, adından vazgeçmek değil mi?
Nazan BEKİROĞLU - Cümle Kapısı
Kayıtlı
Allah'ım, hayretimi arttır!
Re:
NUR44
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3847
«
Yanıtla #7 :
11 Aralık 2007, 23:27:20 »
çok güzel şiirler ve yazılar eklemişsiniz arkadaşlar. teşekkür ederim. Allah hepinizden râzı olsun :hareketgul:
Kayıtlı
Hangi yönden esersen es deli rüzgâr
***
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere
http://nurunkapisi.blogcu.com
Haftanın Konusu: MEVLANA (11.12.2007)
helin
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2095
«
Yanıtla #8 :
11 Aralık 2007, 23:40:02 »
mevlana denildiginde aklima ilk gelen su sozlerdir...
Gel gel ne olursan ol yine gel
ister kafir , ister mecusi,
ister puta tapan ol yine gel,
bizim dergahimiz,umitsizlik dergahi degildir ,
yuz kere tovbeni bozmus olsanda yine gel....
VE 7 OGUDU
1-Comertlik ve yardim etmede akarsu gibi ol.
2-Sevkat ve merhamette gunes gibi ol
3-Kusurlari ortmekte gece gibi ol
4-ofkelenmekde olu gibi ol
5-Tevazu ve alcak gonullulukte toprak gibi ol
6-hos gorude deniz gibi ol
7-Ya oldugun gibi gorun ya da gorundugun gibi ol...
GORDUN YA BENI GAMDAN BASKA KIMSE HATIRLAMIYOR, GAMA BINLERCE DEFA AFERIN...
Kayıtlı
...Gunluk hayatta karsina cikan hersey SINAVDIR ,dikkatli ol, SINIFTA KALMA...
Re:
LeyL
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2308
«
Yanıtla #9 :
12 Aralık 2007, 05:30:47 »
Mevlana Celalettin Rumi Hz. den Altın Sözler
Bir adamın birçok hüner, fen, bilgi sahibi olduğuna bakma! Verdiği sözde duruyor mu? Vefâsı var mı? AsıL ona bak! Hakla ettiği sözleşmeyi yerine getiriyorsa, insanlara verdiği sözde duruyorsa,
vefâlıysa onu istediğin kadar öv! Onun iyi vasıflarını bir bir say! O, senin övgünden, saydığın
meziyetlerden daha üstün bir kişidir.
* * *
Şöhret âfettir; şöhret peşinde koşmak, iyi tanınmak için uğraşmak, insanlığa yakışmaz. Eğer sen
hakikati, aşk incisini arıyorsan, görünüşten kurtulman, deniz dalman, derinliklere inmen gerek!
Yoksa şöhret, gösteriş, deniz kıyısına düşen köpüktür.
* * *
Kötü huy kılavuzun oldukça mutlu olacağım sanma! Sen sabaha kadar gaflet uykusundasın, ömürse
kısadır. Korkarım ki, sen bu uykudan uyanınca gündüz olur.
* * *
Haydi şu benlikten kurtul, herkesle anlaş, herkesle hoş geçin. Sen kendine kaldıkça, bir habbesin,
bir zerresin fakat herkesle birleştin, kaynaştın mı, bir ummansın, bir madensin! Bütün insanlarda
aynı ruh vardır, ama hepsinde de aynı yağ bulunmaktadır. Dünya da çeşitli diller, çeşitli lügatler var,
fakat hepsinin da anlamı birdir, çeşitli kaplara konan sular, kaplar birleşirler, bir su hâlinde
akarlar. Tevhidin ne demek olduğunu anlar da, birliğe erersen, gönülden sözü, mânâsız düşünceleri
söküp atarsan, can, mânâ gözü açık olanlara haberler gönderir, onlara gerçekleri söyler.
* * *
Sende bulunan beş duygu ışığını, gönül nuruyla aydınlat. Duyguları beş vakit namaz gibi bil.
Gönlünse yedi âyetten ibâret olan Fatiha Sûresi’ne benzer. Her sabah göklerden bir ses gelir,
gönlünden dünya sevgisini atabilirsen o sesi duyar, hakikat yolunun izini bulur, yol alır gidersin
.
* * *
Gel, gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen, bensin,
ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir? Biz Hakk’ın nuruyuz, Hakk’ın aynasıyız. Şu halde
kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle
kaçıyor? Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücud halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış
gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler,
yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de
madem senin elindir, aynı tende uğurlu, uğursuz ne demek.
* * *
Mânâların aşk burakı, aklımı da, gönlümü de aldı, götürdü.”Nereye götürdü?” diye sen bana sor.
Aklımı da, gönlümü de senin bilmediğin o tarafa, ötelere götürdü. Ben öyle bir revâka, öyle bir
kemer altına ulaştım ki, orada ne ay gördüm, ne de gök. Öyle bir dünyaya eriştim ki, orada dünya
da, dünyalıktan çıkar, dünyalığını kaybeder
.
Kayıtlı
Haftanın Konusu: MEVLANA (11.12.2007)
Sezayi
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 55
«
Yanıtla #10 :
14 Aralık 2007, 17:47:30 »
MEVLA
(
NA
)
’YI ANMAK
Mevlana, Mevlana. İyi ama, hangi Mevlana?
Yeryüzünde o kadar çok Mevlana var ki, akılları, düşünceleri, fikirleri zorluyor adeta. Ülkemi sarmış, dünyayı sarmış, âlemi sarmış sevgisi. Hoşgörü şemsiyesi altında, tüm yaratılmışları harman etmekle meşgul yüz yıllar sonrada olsa.
Şems’in ışığını ve sıcaklığını bir akü gibi kendinde depo edip, ihtiyaç duyanların yardımına koşan Mevlana. Mevlana; temiz, saf, berrak, uçsuz bucaksız bir umman. Onda tüm kötülükler, olumsuzluklar, açmazlar yok olup buharlaşır adeta. Nazım Hikmet’in Rusya’ya gitmeden önce yazmış olduğu bir şiirini okumuştum yıllar önce; “Ben de senin müridinim Mevlana” diyordu mısralarında. Mistisizm de, hümanizm de, komünizm de, sosyalizm de, hatta ve hatta ateizm gibi bir çok …izm de Mevlana’nın sıcacık kucağını arıyor insanoğlu.
Bunların hepsi çok güzel belki. Ben, biraz değişik bakmak istiyorum olaya.
Mevlana, Şems’i Tebrizî’nin nezdinde AllAh aşkını bulmuştu. Hayvanatta, nebatatta, semâvatta da AllAh aşkını bulmuştu. Bir kuyumcu dükkânından gelen çekiç seslerinden tutun da, sokaklarda oynayan çocukların neşe ve çekişmelerinde dahi Yaratıcı’nın izlerini buluyordu Mevlana. Mevlana kuru kuruya sevilmemeli, Mevlana gösteriş için anılmamalı bence. Mevlana yaşanmalı, AllAh aşkı için yaşanmalı. Mevlana’nın nezdinde Mevla’yla olmalı. Semazenleri izlerken, Mevla’nın halk etmiş olduğu güneş sistemi, galaksiler, nebulalar, kısacası, milyarlarca yıl hem kendi etrafında, hem de birbirlerinin etrafında, belli bir düzende, bir uyum içinde dönen kâinat tefekkür edilmeli. Sanatçının yapmış olduğu eseri de hayranlıkla izlerken, sanata değil sanatçıya aşık olunmalı. Gökyüzüne tekrar, tekrar bakıp yorgun bir şekilde gözlerin geriye döneceğini bildiriyor Kur’an da yüce Mevla.
Mecnun, yıllarca peşinden koştuğu Leyla’sında nasıl Mevla’yı bulmuşsa, gelin, biz de Mevlana’da Mevla’yı bulalım, ne dersiniz.
~
MEVLANA
~
“Gel” dedi, yüz kere tövbe bozsan da
Bu kapı açıktır, kapanmaz sana.
“Gel” dedi, bıçaklı katil olsan da
Ellerin bulaşsa, kıpkızıl kana
Allah’ın affından ümidi kesme
Dolu gibi yağıp, yel gibi esme,
Ufak bir şey için kimseye küsme
Adalet, değildir kimseden yana
Âleme bakarak tefekkür eyle
İşini sağlam yap tevekkül eyle
Seni yaratana teşekkür eyle
Her şey bir sebeple gelir meydana
Büyükler daima doğruyu söyler
Dinlemeli onu, paşalar beyler
Bir hisse kapmalı çalarken neyler
Elbette her şeyde vardır bir mana
Senin Mesnevi’nden ders almak için
Semazen dönerken, ney çalmak için
Huzurunda, Rabb’e yalvarmak için
“Gel” dedin, koşarak geldik Mevlana.
........................................... Sezayi ......
Kayıtlı
Sayfa: [
1
]
Yukarı git
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
SİTEMİZ VE FORUM'UMUZDAN DUYURULAR & HABERLER
-----------------------------
=> HAFTALIK ETKİNLİKLER
===> Haftanın Konusu
===> Haftanın Konuğu
=> Forum Kuralları
=> Sitemiz ve Forum'umuzdan Haberler & Duyurular
=> Forum Kullanım Klavuzu
=> Öneri & Talep & Şikayet Tebrik & Teşekkür
=> Tanışma
-----------------------------
İSLAM
-----------------------------
=> Risâle-i Nûr Külliyâtı
===> Bedîüzzaman ve Hâtıralar
===> Risâle-i Nûr'dan Hayata Dâir Notlar
=> İslâmî Konular
=> Sünnet, Hadis , Siyer
=> İslam Önderleri
=> Akaid
=> Kur'ân-ı Kerîm
===> Hatimlerimiz
===> Sonuçlanmış Hatimler
=> Duâ
=> İbâdet
=> Müslümanın Ahlakı
=> Tasavvuf
=> İbretlik
=> isLam CoğrafyasI Ve Tarihi
=> Cihad / Mücadele
=> Kadın & Erkek & Çocuk (Aile)
-----------------------------
EDEBiYAT, KÜLTÜR & SANAT
-----------------------------
=> Şiir
=> Kendi Şiirleriniz & Makaleleriniz
=> Yazarlar & Alıntı Yazılar & Makale ve Denemeler
=> Güzel Türkçemiz
=> Kitap Ve Dergi Tanıtımları
=> Hikayeler & Kıssalar & Menkîbeler
=> Nükteler & Öğütler & Duvar Yazıları & Güzel ve Hikmetli Sözler
-----------------------------
TEKNOLOJİ
-----------------------------
=> Bilgisayar
=> Windows İşletim Sistemi
=> Programlar
=> internet & Teknoloji Haberleri
=> Site Tanıtımı
-----------------------------
GENEL
-----------------------------
=> SERBEST KÜRSÜ
=> GÜNCEL
===> Türkiyeden Haberler
===> Dünyadan Haberler
=> MİZAH VE EĞLENCE
===> Mizah
===> Oyunlar
===> Bilmeceler & Bilgi Yarışması & Zekâ Soruları
=> MULTİMEDYA
===> Resimler
===> İlahi Ve ezgiler
===> Sinema , Video , Flash , Animasyon
=> EĞİTİM - ÖĞRETİM
===> Ödev Yardım
===> Bilgi Paylaşım
===> Kişisel Gelişim Ve psikoloji
===> Pozitif İlimler
===> Biyografi
===> Tarih ve Coğrafya
=> HANIMLAR İÇİN
===> İstişare
===> Yemek Tarifleri
===> Sağlık
=> ANKETLER
-----------------------------
FORUM DÜZENLEME
-----------------------------
=> Forumdan Kaldırılanlar
Yükleniyor...