|
NUR44
|
« : 15 Ekim 2008, 15:07:29 » |
|
Dördüncü Remiz: Ey dünyaperest (dünyaya tapan) insan! Çok geniş tasavvur ettiğin (zannettiğin) senin dünyan, dar bir kabir hükmündedir. Fakat o dar kabir gibi menzilin (konağın) duvarları camdan olduğu için. birbiri içinde aksedip, göz görünceye kadar geniş görünür. Çünkü o dünyanın sağ duvarı olan geçmiş zaman ve sol duvarı olan gelecek zaman, ikisi var olmayıp, yok oldukları halde, birbiri içinde aksedip gayet kısa ve dar olan şimdiki zamanın kanatlarını açarlar. Hakikat hayale karışır, madum(yok olan) bir dünyayı mevcud (var)zannedersin.
Nasıl ince bir çizgi, hızlıca döndürülürse bir satıh gibi geniş görünür, halbuki, hakikî varlığı ince bir hattır. Aynen, senin de dünyan hakikatçe dar, fakat senin gaflet, kuruntu ve hayalinle duvarları çok genişlemiş. O dar dünyada, bir musibetin tahrikiyle kımıldansan, başını çok uzak zannettiğin duvara çarparsın. Başındaki hayali uçurur, uykunu kaçırır. O vakit görürsün ki: O geniş dünyan; kabirden daha dar, köprüden daha müsaadesiz (izinsiz). Senin zamanın ve ömrün, berkten(şimşekten) daha çabuk geçer; hayatın, çaydan daha sür’atli akar. .
Madem dünya hayatı ve cismanî yaşayış ve hayvanı hayat böyledir. Hayvanlıktan çık, cismaniyeti bırak, kalb ve ruhun hayat derecesine gir. Tevehhüm ettiğin geniş dünyadan daha geniş bir hayat dairesi bir nur âlemi bulursun. İşte o âlemin anahtarı, Marifetullah (Allah'ın isimlerini ve sıfatlarını yaratmış olduğu şeylerle tanımak, bilmek ilmi) ve vahdaniyet (Allah'ın tek oluşu) sırlarını ifade eden "La ilahe illallah" kudsî kelimesiyle kalbi söylettirmek, ruhu işlettirmektir.
Mesnevî-i Nûriye - Zühre - 14. nota
|