Biz Kardeşliği, Sevgiyi Paylaşmaya Geldik... 20 Mayıs 2012, 13:44:15 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.


Kullanıcı adınızı ve parolanızı
Duyurular:
 
 
Ana Sayfa Yardım Ara
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: 3 Haziran- Muallim Hoca  (Okunma Sayısı 1289 defa)
MuaLLim
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1633



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #15 : 06 Haziran 2008, 23:01:05 »

Tuareg kardeşim, eyvallah hoş ifadeleriniz için...

Aslında özel olmak gibi bir gayret içinde değilim. Umumiyetle derslerde de doğaçlama hareket ederim. Kısıtlı kalmak pek bana göre değil.
Ortama göre gerekirse senaryoyu kendi kafamda anında kurarak dersi ona göre yönlendirmek hoşuma gider. Hangi istikamette gitmesini istiyorsam o yöne doğru sürüklemeye çalışırım dersi ve başarırım.
Bundaki asıl gayem şudur: Türkçe dersinin hayatın bir parçası olduğuna çocukları inandırmak. Meselâ; konumuz diyelim ki, "Brezilya'dan bahseden bir hikaye metni" ise, o esnada ya duyduğumuz bir sesten, bir öğrencinin o andaki bir hareketinden, yerdeki bir kâğıt parçasından ele alarak Brezilya'ya uzanan bir senaryoyu kafamda şekillendirip oraya doğru bir köprü kurarım, birkaç dakika sonra çocuklar kendilerini Brezilya'nın içinde bulurlar. Uyanık bir iki tanesi "Aaa Hocam, bugünkü konumuz da Brezilya ile ilgili" der ki, zaten istediğimiz de bunu sezmeleri... Bakanlığın yeni müfredatı buna uygunluk arzediyor, ama ben bunu senelerdir uyguluyorum.

Efendim bir öğretmen öncelikle mesleğiyle barışık olmalı.
Sürekli vızıldayan, isyankâr davranışlı, şikayet kulesini andıran öğretmen prototipi benim kafamda yer edinmiyor.
Bir öğretmen; Ben her şeyi bilirim" tavrında olmamalı. Çünkü en ufak bir noktayı bile öğrenci affetmez, görür. Bir hata yaptığınızda onun kafasında şekillenen öğretmen tipi darbe yer, soğur ondan. Ben matematiğe ısınamamıştım ortaokulda iken, matematik öğretmeni sebebiyle o dersten soğumuştum. Ben tam aksine sevdirmek için elimden geleni yapıyorum. Bunun mes'uliyeti çok büyük.
Çocukları sevmeyen, hele ki içinde insan sevgisi olmayan bir kişi bu mesleği hiç yapmasın. En pasif, gayretsiz bir öğrenciyi bile insan olarak ayrı tutmak bu mesleğe ihanettir. Biz böyle görünen epey öğrenci kazanmışızdır. Ufak bir dürtü bile kimi öğrencileri harekete geçirebiliyor; en azından gayretiyle bir kıpırdama içinde olduğunu gösteriyor.
Gelişmeye kapalı bir öğretmen meslek olarak kendini de kapalı hale getirir. Bir şey aktarayım: 2000 yılında bilgisayar aldım, ondan önce evde daktilom vardı. Herkes eliyle planlarını yaparken ben daktiloda yazardım. Bilgisayarı aldıktan sonra da klavye ile yazmaya başladım. Müfettişlerden biri buna çok bozulmuştu. Böyle plan olur muymuş ? Bilgisayarda plan yapılır mıymış ? Ama iki sene sonra aynı müfettiş bir seminerde gelişen teknolojilerden istifade etmenin öneminden bahsediyordu.
Bir öğretmen ne kadar bilse de "her şeyi biliyorum"dan ziyade "çok şey biliyorum" diyebilmeli öğrencilerine nazaran. Ben Hz. Ali'nin "Bildiklerim denizde bir damla kadardır." sözünü hatırlatırım öğrencilere...
Öğretmen öğrencilere bile saygılı olmalı. Onların da bir insan olduğundan hareketle birkaç sene sonra yetişkin bireyler olarak toplumda yer edineceklerini bilmeli. Yeri geldiğince ders arasında bile olsa nasıl olduklarını birkaç öğrenciye sormak gönüllerini hoş eder.
Hakaret ve argo öğrencileri kırar, incitir. İçlerinde hep bir ukde kalır.
İyi bir öğretmen ders için hazırlıklı olmalı, malzemeleri ve bilgi yapısı sağlam olmalı.
Derse girerkenki yüz ifadesi öğretmeni ele verir. O ders buna göre ya soğuk geçer, ya da çok zevkli bir ders halini alır.
Derse başlamadan önce öğrencilerin ruhen hazır olmalarını sağlamalıdır. Kafasında tilkiler dolaşan öğrenci, tuvalete gidemediği için oturduğu yerde sürekli rahatsızlığı farkedilen öğrenci, sabah kahvaltı yapmadığı için teneffüste yiyeceği simiti düşünen öğrenci kroşe yiyip düşen boksöre benzer. Bunlar derste o an "sıfır" konumdadır. Meselâ habire burnunu çeken bir öğrenci hemen tuvalete gönderilir. Ama bunu da edebince söylemeli: "Git yüzünü yıka da biraz açıl yavrum" gibi...

Efendim, söylenecek çok şey var elbette... Ama burayı da sırf meslekî çalışmalara çevirdim sanki.  Gülümseme

Son söz: Bu meslek içine iyice girildikçe ve en ufak noktaları değerlendirip tecrübe hanesine yazdıkça öğrenilir.
Kayıtlı

Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar,
Söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.
thares
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 528



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #16 : 07 Haziran 2008, 10:44:40 »

[align=center]Saygıdeğer Muallim Hocam
Maaşınızın azlığından azıcıkta olsa hiç yakındığınız oldumu?
Mezun ettiğiniz öğrenciniz yaşındaki bireyler amir olarak size hükmetmeye kalktımı böyle bir anınız varmı?
Emeklilik konusunda düşünceniz nedir? 25 yıl dolmuş olmalı sanırım sizin sevdanız bitecek sevda değil gibi.
Saygılar Sayın Muallim Hocam
[/align]
Kayıtlı

"Cesaret asırlık çınar ağacının fırtınalara kafa tutarak dimdik durması değil, cesaret çok kolay incinebilecek çiçeğin karlar arasında açmasıdır" http://thares.blogcu.com/
Re:
MuaLLim
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1633



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #17 : 07 Haziran 2008, 12:16:38 »

Thares Hocam, malum mevzulardan biridir maaş hikayesi.
Bu zamana kadar pek kafama takmadım, yakınmadım.
Yakınan arkadaşlarımıza da şunu demişimdir: Emeğimizin karşılığı olmayabilir ama bu mesleği böyle kabul ettiğimize göre yakınmayla zaman geçirmemeli. Az olduğunu bileceğiz, gerektiğinde sendikal yönlerden bir şeyler yapılacak, belki de bununla ilgili çeşitli faaliyetlere de katılacağız ama bu bizim "birinci önceliğimiz" olmamalıdır. Ne zaman ki bu mevzu diğerlerinin önüne geçer, o zaman bir şeyler eksilmeye başlar benliğimizde...
Mezun ettiklerimizden çeşitli mesleklere sahip olanlar oldu. Ama uzun süreli belli bir yerde kalmadığımız için henüz yanımızda veya başımızda birini görmek nasip olmadı.
25'e doğru gidiyoruz efendim. Ama devam eder diyorum. Çünkü bu meslekle barışık gibiyim, kolay kopamam zannederim.
Saygılar bizden Thares Hocam...
Kayıtlı

Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar,
Söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.
Re:
NUR44
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3847



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #18 : 07 Haziran 2008, 18:41:55 »

Hocam geçen gün sizin doğum gününüzü kutladık. Allah hayırlı;âfiyetli uzun ömürler versin. Sizce yaşam ve ölüm arasındaki fark nedir? şu an için elinizde bir seçme hakkı olsaydı yaşamayı mı seçerdiniz yoksa ölümü mü?
Kayıtlı

Hangi yönden esersen es deli rüzgâr

***

Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere


http://nurunkapisi.blogcu.com
Re:
MuaLLim
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1633



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #19 : 09 Haziran 2008, 22:06:42 »

Seçme hakkı olsaydı deyince insan biraz duruyor. Hani her nekadar cüz'i nispette bize tevdi edilen kadar kararlar alabiliyoruz. Lâkin bu tür mevzularda böyle bir hakka sahip olmaklığımız mevcut değil.
Gerçi siz velev ki olsaydı şeklinde sorduğunuza göre; bizim için hangisinin hayırlı olduğu nispetinde düşünüp ona göre karar verirdim. Meselâ sahipliğimizin mevzubahis olduğu noktalarda bile hayırlısını diliyoruz. Bir ev, araba, mal mülkte olduğu kadar, çocuk çoluk hakkında da duam odur ki "Çocuklarımızın da hayırlı olmasını ve hayır istikamet üzre olmasını" dileriz.

Haliyle ölüm "hak" olduğuna göre ölümden korkmak değil onu da her an karşılayabilecek olgunlukta olup olmadığıma bakardım ve şu an için hangisi hayırlı ise onu seçerdim.
Tercihimde ölüme bu derece yakınlaştıracak sebepler vaki ise neden olmasın.
Ama belki insanî endişeler, belki henüz hazır sermaye götürmeye muktedir olamamak, ne yüzle oraya varırım telaşı bizi geri plana itiyor açıkçası. Bütün borçlardan silkinip azade olmak, günahlarından arınmış olmak, kimsede hakkı kalmamak; zamanımız insanının en büyük maniaları arasında olunca insan bu ikisi arasındaki seçimde ölümü biraz öteleme ihtiyacı hissediyor.
Bunu da samimi duygularımla belirteyim efendim...
Bu görüşüm beni bağlar tabii...
Kayıtlı

Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar,
Söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.
Re:
NUR44
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3847



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #20 : 09 Haziran 2008, 22:10:06 »

Sizden beklediğim olgunlukta bir cevap olmuş Hocam. MâşâAllah. :wink: Cevâbınız için teşekkür ederim.
Kayıtlı

Hangi yönden esersen es deli rüzgâr

***

Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere


http://nurunkapisi.blogcu.com
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
Yazdır
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2011, Simple Machines