Biz Kardeşliği, Sevgiyi Paylaşmaya Geldik...
20 Mayıs 2012, 13:17:42
Hoşgeldiniz,
Ziyaretçi
.Lütfen
giriş yapın
veya
kayıt olun
.
Kullanıcı adınızı ve parolanızı
Duyurular
:
Biz Kardeşliği, Sevgiyi Paylaşmaya Geldik...
İSLAM
İslâmî Konular
Tefekkür kampanyası
Sayfa: [
1
]
2
Aşağı git
« önceki
sonraki »
Gönderen
Konu: Tefekkür kampanyası (Okunma Sayısı 1751 defa)
Tefekkür kampanyası
NUR44
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3847
«
:
30 Mart 2008, 23:15:53 »
Değerli arkadaşlar,
Kâinâtın haşir misâl canlanıyor. bir hareketlilik, bir heyecan var dünyada... herşey bir hazırlık içinde. malatya'ya şöyle bir baktığımda ağaçlar çiçek açmış, otlar yeşermiş, kuşlar ötüşüyor........ sanki herşey
"bana bak, malikini tanı"
dercesine, dikkatleri çekmeye çalışıyor ve birbirleriyle yarışıyorlar. akıl sahibi, zeminin halifesi olan biz insanlara da düşen şey, bu varlıkları incelemek, onları bu gayrete kimin sevkettiğini araştırmak, arkasındaki hikmetleri görmeye çalışmaktır. bunun için sizlere bir teklifim var. hergün bir varlığı inceleyelim ve buraya o incelememiz sonucunda nelere ulaştık yazalım.
inşâAllah Allah (c.c)a imânımızın kuvvetlenmesi, Allah (c.c)un yaratmış olduğu varlıklardaki isimlerini okuyabilme kabiliyetimizin artması, Allah (c.c)a olan muhabbetimizin perçinleşmesi, ve ruhumuzun zevk ve lezzet almasına vesîle olur
. var mısınız arkadaşlar?
haydi,
"elinizden tutun ve kendinizle yürüyüşe çıkın"
Kayıtlı
Hangi yönden esersen es deli rüzgâr
***
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere
http://nurunkapisi.blogcu.com
Re: Tefekkür kampanyası
NUR44
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3847
«
Yanıtla #1 :
31 Mart 2008, 17:40:07 »
evet arkadaşlar. hadi başlayalım.
bismillahirrahmanirrahim
ben bugün
portakala
baktım arkadaşlar.
rengi, kokusu, vitamini, dilim dilim ayrılmış olması, tadı, suyu, kabuğu................ ve daha neler neler. bu portakal beni nerden tanıyor? benim ihtiyacımı nereden biliyor? ben elime aldığım portakalı mı yiyorum. veya şöyle desem daha uygun olacak, ben elime aldığım için mi bu portakalı yiyorum. yoksa o portakal mı benim elime geliyor?
rengi;
Allah (c.c) Mülevvin sıfatıyla turuncu bir renk vermiş.
kokusu; Rezzak sıfatıyla burnumu portakal kokusuyla rızıklandırıyor.
vitamini; Hâfız ismiyle içindeki C ve bilmediğim diğer vitaminlerle vücudumu hastalıklara karşı koruyor, Şâfi ismiyle şifa veriyor.
dilim dilim ayrılması;
Allah (c.c) kuluna ikram ediyor.
Ne kadar Kerîm :kalpciz:
tadı ve suyu;
yine Rezzâk ismiyle dilimin rızkını veriyor. tadı güzel olmasa ben yemekte zorlanacaktım. tadıyla iştah duygumu harekete geçiriyor Rabbim. ve lezzetle, istekle nimetinden faydalanmamı lutfediyor Rabbim
kabuğu;
o kadar çeşitli yerlerden geçerek gönderiliyor ki bu portakal bana, o kadar titiz olmama rağmen hiç tiskinmeden yiyorum.
çünkü Rabbim kabuğuyla portakalı muhafaza etmiş. taa ki kulları temiz ve taze bir şekilde yiyebilsin.
elhamdulillah
bizde tefekkürümüze başlarken, zikir (bismillahirrahmanirrahim), fikir ve şükür (elhamdulillah) sırasını gözetelim inşâAllah. :wink:
Kayıtlı
Hangi yönden esersen es deli rüzgâr
***
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere
http://nurunkapisi.blogcu.com
yumurta kabuğu denen ambalaj
NUR44
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3847
«
Yanıtla #2 :
15 Nisan 2008, 10:48:37 »
[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=i1xO_o6QAck[/youtube]
Kayıtlı
Hangi yönden esersen es deli rüzgâr
***
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere
http://nurunkapisi.blogcu.com
Re: yumurta kabuğu denen ambalaj
thares
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 528
«
Yanıtla #3 :
15 Nisan 2008, 12:30:29 »
[align=center]
Portakal ve Yumurta Kabuğu Denilen Ambalaj Paylaşımlarınız İçin Allah Razı Olsun
[/align]
Kayıtlı
"Cesaret asırlık çınar ağacının fırtınalara kafa tutarak dimdik durması değil, cesaret çok kolay incinebilecek çiçeğin karlar arasında açmasıdır"
http://thares.blogcu.com/
Tefekkür kampanyası
MuaLLim
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1633
«
Yanıtla #4 :
15 Nisan 2008, 22:12:17 »
Eyvallah, güzel bir başlık olmuş... Hatta bunu sabitleyelim diyorum.
Ben epeydir "kar" denilen harikulâdeliği temaşa ederken hayretler içinde kalırım.
Yukarıda nasıl bir fabrika vardır ki, envai çeşit ve hiçbiri birbirine benzer olmayan şekiller olarak billur zerreler halinde aşağıya doğru inmedeler.
Şeklen altıgen olup şaşmaz bir matematik ilmine de gönderme yaparak, bütün bunların ilim çerçevesi içinde gerçekleştiğini haber verirler.
Eskiden kitaplarda gördüğüm şekilleri o zaman henüz küçükken pek idrak edemezdim. Ama ne zamanki Konya'da okurken bir kış günü siyah kazağımın üzerine yağan karlar henüz erimeden çıplak gözle gördüğümde hayret etmiştim ve akabinde idrak etmiştim. Ve dahi şükretmiştim.
Kar, sıcaklığın 0°C'nin altına düşmesiyle meydana gelen yağış şekli. Bulutları meydana getiren su buharı 0°C’nin altındaki sıcaklıklarda donar. Bu donma sonucu su buharı iğne şeklinde buz kristalleri halini alırlar. Bunların birbirlerine birleşmeleri neticesinde de düzgün altıgen şeklinde kar kristalleri meydana gelir. Kar kristallerinin bozulmadan yere ulaşmaları için geçtikleri hava tabakalarının sıcaklıklarının 0°C’nin altında olması gerekir. Aksi takdirde yeryüzüne yağmur olarak yağar.
Çok sayıda kar kristal çeşidi olmasına rağmen hepsi altı köşelidir. Kar tanelerinin kristal yapıları birbirinin tıpa tıp aynısı değildir. Mikroskopla büyütülen kar taneleri üzerinde yapılan araştırmalarda kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlanmamıştır. Kar kristalleri üzerinde ilk araştırmaları yapan Amerikalı Wilson Bentley, gördüğü muhteşem sanat karşısında adeta büyülenmiş ve elli yıl boyunca sürekli kar kristali resmi çekmiştir. Elde ettiği 6000 resim içinde kristal yapıları birbirinin aynı olan iki kar tanesine rastlayamamıştır. Daha sonraları diğer ilim adamlarının sürdürdüğü çalışmalar neticesinde şimdiye kadar kar tanecikleri arasında aynı büyüklükte, aynı şekilde ve aynı sayıda su molekülü ihtiva eden iki kristal bile bulunamamıştır.
Çapları 2-4 mm, ağırlıkları ise yaklaşık 0,005 gram olan kar tanecikleri havanın gösterdiği direnç sebebiyle süzülerek (limit hızla) yere inerler. Bu inme sırasında tanecikler birbirlerini ittiklerinden yapışmazlar. Özelliklerini koruyarak yere inerler. Bunlar güneş ışığını tamamen yansıttıkları için beyaz olarak görülürler. Kar yağışı genellikle hava sıcaklığı -4°C ilâ -20°C arasındayken olur. Bu yağış, sıcaklık sıfırın altında birkaç derece olduğunda ağır, nemli, ebatları bir santimetreye ulaşan parçalar halinde gerçekleşir. “Lapa lapa kar yağması” tabiri bu durum için kullanılır. Atmosfer ile toprağın sıcaklıkları eşit olursa yüzeye ulaşan kar hemen erimez. Toprak sıcaklığı atmosfer sıcaklığının üzerinde ise, yere düşen kar kısa sürede erir.
Dünya üzerinde bir bölgede, kar yağışı olma ihtimali, o bölgenin ekvatordan uzaklık ve deniz seviyesinden yüksekliği ile doğru orantılıdır. Buna rağmen ılıman bölgelerin kara iklimi görülen kısımlarında, ekvatordan uzaklık ve denizden yükseklik şartları yeterli durumda olmasa bile, kar yağışı görülür. Yapılan araştırmalarda bütün yağışların altı veya sekizde birinin kar olarak gerçekleştiği anlaşılmıştır. Karın, tarım toprağını koruması ve nemli tutmasında önemi büyüktür. Kar, yeryüzü ve yeraltı su rezervlerinin ana kaynağıdır.
Kar, -8°C’de, bitkilerin üzerinde ince bir hava tabakası bırakarak, bu bölgeyi 0°C olacak şekilde örter. Kış boyunca toprak ve bitkileri donmaktan koruyan kar, ilkbaharda sıcaklığın artmasıyla eriyerek nehirlere ulaşır. Ayrıca kışın yağan ve dörtte üçü üst kısımlarda kalan kar, yaz kuraklığına karşı da toprağı ve bitkileri korumuş olur. Karda bulunan amonyak, kar erimesiyle birlikte toprakta kalır. Bu amonyak, azot bakterileri tarafından kalsiyum nitrat gibi azot tuzlarına çevrilerek bitkilerin azot ihtiyacını karşılar.
Kayıtlı
Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar,
Söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.
Re:
NUR44
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3847
«
Yanıtla #5 :
15 Nisan 2008, 22:21:29 »
teşekkürler thares hocam. beğenmenize gerçekten çok sevindim
Allahu ekber MuaLLim hocam. ömrü çok az, boyutu çok küçük olan, birbirinin aynısı da olmayan, gayrısı da olmayan şu kar tanesine bu kadar sanat yükleyen, bu kadar ince yaratan Allah (c.c)'a nasıl olur da hamd edilmez ki. nasıl olurda Subhânallah, mâşâAllah, berakallah veşşükrülillah denilmez ki...
Kayıtlı
Hangi yönden esersen es deli rüzgâr
***
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere
http://nurunkapisi.blogcu.com
Re:
sedahan
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 519
«
Yanıtla #6 :
15 Nisan 2008, 23:24:35 »
bende kendimce başarabildiğim kadarıyla bu konuya katılmak isterim.nur baharın gelmesiye teffekkürü dile getirmek daha kolay.herşey her canlı ayrı bir güzelliğe bürünüyor.özellikle ben ş.urfa caddelerine baktımda çiçekler sanki çoşmuşlar.o kadar güzel görünüyolarki kaldırımda yürürken gözlerimi onlardan alamıyorum.rabbin sen ne kadar büyüksün.her şeye kadirsin.sen herşeyi ne güzel yaradansın.
örnegin şimdi caddelerimizi süsleyen,gözlerimize hitap eden lale üzerinde bakalım rabbimizin hangi isimlerinin tecellileri var.
EL CEMİL(C.C)=Güzel yaradan
EL BEDİÜ(C.C)=Sanatlı şekilde yaratan
EL ĞANİ(C.C)=İhtiyaç duymadan yaradan zengin
EL MUSAVVİR(C.C)=Şekil veren[/font][/size]
EL MÜBDİ(C.C)=Örneksiz yaratan
EL MUĞNİ(C.C)=Hayat veren
EL HAKİM(C.C)=Hikmetli ve ölçülü yaratan
EL KERİM(C.C)=İkramda bulunan[/font][/size]
EL VEHHAB(C.C)=İhsanda bulunan
EL HAYY(C.C)=Hayat veren,diri
EL BERR(C.C)=Kötülüğe karşı iyilik veren
ER RAHMAN(C.C)=Dost düşman ayırt etmeden kuşatan[/font][/size]
EL HALIK(C.C)=Yoktan var eden
EL SANİ(C.C)=Sanatını gösteren
EL KAYYUM(C.C)=Bütün varlıkları ayakta tutan
EL BARİ(C.C)=Kendi içinde uygun bir şekil yaratan[/font][/size]
EL MUHSİN(C.C)=Miktarını bilen hesaplı yapan
EN NAFİ(C.C)=Faydalı işleri yaradan
EL MÜZEYYİN(C.C)=Süsleyen
EL CAMİ(C.C)=BÜTÜN İSİMLERİ VE GÜZELLİKLERİ KENDİNDE TOPLAYAN
biz kursdayken hocamızla bir çiçek üzerine konuşup onun üzerinde rabbimizin hangi isimleri var diye incelemiştik.ordan aldığım notları sizinle paylaşmaya çalıştım.esmaül hüsnayı kısa şekilde aldım.eğer yanlışım varsa affınıza sığınır düzeltilmesini rica ederim.[/font][/size]
Kayıtlı
[align=center]
"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum''
[/align]
Tefekkür kampanyası
tuareg
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 169
«
Yanıtla #7 :
16 Nisan 2008, 01:41:39 »
Şu azim kainata
‘biraz dikkatli’
bakıldığında, yaratılan her mahlukun bir vazifesi olduğu; amaçsız hiçbir varlığın bulunmadığı apaçık görünmektedir...
Zerrelerden, moleküllerden tutun, ta güneş sistemine kadar bütün mahlukat bir vazife ile çalışıyorlar...
Öyle ise, tüm mahlukata bunca amaçlar takan Allah, kainatın en mükemmel meyvesi olarak yarattığı ve bütün mahlukatı onun emrine verdiği insanı hiç amaçsız, gayesiz, başıboş bırakır mı..?
“Bir köy muhtarsız olmaz, bir iğne ustasız olmaz ; sahipsiz olamaz. Bir harf katipsiz olamaz, biliyorsun. Nasıl oluyor ki, nihayetsiz derecede muntazam şu memleket
(dünya)
Hakimsiz olur ?”
diyor Bediüzzaman...
Yani; en küçük idari bir birimde bile bir “muhtar” bulunuyorsa, mikroptan ta yıldızlara kadar muntazaman işleyen bu kainatın da bir idarecisi bulunması lazım gelmez mi..?
Bir iğnenin; demirden dövülüp, delik açılıp, ucunun sivriltilmesi işlemlerinin, iğne ilmine sahip bir “USTA”’ya işareti, kainattaki tüm varlıkların, bir “USTA”’nın tezgahından çıktığına delildir..
Sonuç olarak “VAR” olan her şey, bir “VAR EDENİ” gerektirir..
MAŞAALLAH; BAREKALLAH BU AÇILIMLARA.. ÇOK İSTİFADE ETTİK..
ŞU HADİS-İ KUDSİ'Yİ HATIRLADIK; TEFEKKÜR ETTTİK YUKARIDAKİ AÇILIMLARI OKURKEN ve MUTLU OLDUK HEPİMİZ ADINA.. VE BÖYLE BİR ORTAMI BİZE İKRAM EDEN RABBİMİZE HAMD ETTİK..
Semâvât zemine gıpta eder ki, zeminde hâlisen lillâh sohbet ve zikir ve tefekkür için, bir-iki adam, bir-iki nefes, yani bir-iki dakika beraber otururlar, kendi Sâni-i Zülcelâlinin çok güzel âsâr-ı rahmetini ve çok hikmetli ve süslü âsâr-ı san'atını birbirine göstererek Sânilerini sevip sevdirirler, düşünüp düşündürürler.
BURADA, BİR-İKİ SATIR TEFEKKÜRÜNÜ PAYLAŞIP; RABBİMİZİN GÜZEL SANAT ESERLERİNİ ve İSİMLERİNİ BİRBİRİMİZİN NAZARINA VERİP, YÜCELER YÜCESİ "SANATKARIMIZI" SEVİP-SEVDİRMEYE; DÜŞÜNÜP-DÜŞÜNDÜRMEYE ÇALIŞMAYA, MELEKLER, RUHANİLER GIPTA İLE BAKIYOR; ALKIŞLIYOR..
"ZEMİNİN SÜSÜ" OLAN TEFEKKÜR BU KADAR KIYMETLİ; YARADILIŞIN ZİRVE GAYELERİNDEN BİRİ İKEN, BURADA BUNU HEP BİRLİKTE YAPABİLİYOR OLMAK NE BÜYÜK MUTLULUK..
RABBİM DAİM EYLESİN..
DUA İLE..
Kayıtlı
Güzel yüzlü olmak elimizde değil ama;Gülen yüzlü olmak elimizde..
Re:
NUR44
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3847
«
Yanıtla #8 :
16 Nisan 2008, 17:29:16 »
Hay mâşâAllah. muhteşem bir tefekkür olmuş sedahan. çiçeklerdeki esmâ tecellîlerini okuyunca büyülendim adeta.
tefekkür kampanyamıza katılmakta tereddüt eden kardeşlerim için ufak bir alıntı 24. sözden :wink:
İşte, Kur'ân-ı Mübîn,
O Allah ki, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. En güzel isimler Onundur. (Tâhâ Sûresi: 8.) fermanıyla, zikrettiğimiz hakikatlere işaret eder. Eğer o yüksek hakikatleri yakından temâşâ etmek istersen, git fırtınalı bir denizden, zelzeleli bir zeminden sor, "Ne diyorsunuz?" de; elbette, "Yâ Celîl, yâ Celîl, yâ Azîz, yâ Cebbâr" dediklerini işiteceksin. Sonra, deniz içinde ve zemin yüzünde merhamet ve şefkatle terbiye edilen küçük hayvanâttan ve yavrulardan sor, "Ne diyorsunuz?" de; elbette "Yâ Cemîl, yâ Cemîl, yâ Rahîm, yâ Rahîm" diyecekler.
Semâyı dinle; nasıl "Yâ Celîl-i Zülcemâl" diyor. Ve arza kulak ver; nasıl "Yâ Cemîl-i Zülcelâl" diyor. Ve hayvanlara dikkat et; nasıl "Yâ Rahmân, yâ Rezzâk" diyorlar. Bahardan sor; bak nasıl, "Yâ Hannân, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Kerîm, yâ Latîf, yâ Atûf, yâ Musavvir, yâ Münevvir, yâ Muhsin, yâ Müzeyyin" gibi çok esmâyı işiteceksin. Ve insan olan bir insandan sor; bak nasıl bütün Esmâ-i Hüsnâyı okuyor ve cephesinde yazılı. Sen de dikkat etsen, okuyabilirsin. Güyâ, kâinat azîm bir mûsıka-i zikriyedir; en küçük nağme, en gür nağamâta karışmakla, haşmetli bir letâfet veriyor. Ve hâkezâ, kıyas et.
Kayıtlı
Hangi yönden esersen es deli rüzgâr
***
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere
http://nurunkapisi.blogcu.com
Tefekkür kampanyası
helezon
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 2967
«
Yanıtla #9 :
16 Nisan 2008, 22:29:24 »
"Şimdi bak Allah'ın rahmet eserlerine: Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor? Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir; O herşeye hakkıyla kadirdir."
(sadekallâhul azîm)
Rum Sûresi, 50. Âyet
"Nasıl ki, faraza kabil-i inkısam olmayan ve ilm-i kelâm ve felsefede cevher-i fert namını alan bir zerrede, ondan daha küçücük olan madde-i esiriye zerreleriyle bir Kur'ân-ı Azîmüşşan yazılsa ve semavat sayfalarında dahi yıldızlar ve güneşlerle diğer bir Kur'ân-ı Kebîr yazılsa, ikisi muvazene edilse, elbette cehver-i ferd zerresinden yazılan hurdebînî Kur'ân, gökler yüzlerini yaldızlayan Kur'ân-ı Azîm ve Kebîrden acâipçe ve san'atın i'cazında geri değil, belki bir cihette ileri olduğu gibi; aynen öyle de, Hâlık-ı Kâinatın kudretine nisbeten masnuiyetindeki garabet ve cezâlet noktasında, zühre çiçeği, Zühre yıldızından geri değil ve karınca, filden aşağı olmaz ve mikrop, gergedandan hilkatça daha acip ve arı sineği, hurma ağacından fıtrat-ı acîbesiyle daha ileridir. Demek bir arıyı yaratan, bütün hayvanları yaratabilir. Bir nefsi dirilten, haşirde bütün insanları ihya edip haşir meydanına toplayabilir ve toplayacak. Hiçbirşey Ona ağır gelmez ki, gözümüz önünde gayet çabuk ve kolaylıkla her baharda haşrin yüz bin nümunelerini yaratıyor. "
15. Şuâ – 9. Basamak – Risâle-i Nûr
"Sizin yaratılmanız da, diriltilmeniz de, tek bir kişinin yaratılıp diriltilmesi gibidir."
(sadekallâhul azîm)
Lokman Sûresi, 28. Âyet
"Nasıl ki iki kışlada yatan ve duran mutî askerler, bir kumandanın çağırmasıyla silâh başına ve vazife başına boru sesiyle gelmeleri gibi, aynen öyle de, bu iki kışlanın misalinde ve emre itaatınde koca semavat ve küre-i arz Sultan-ı Ezelînin askerlerine iki mutî kışla gibi, ne vakit Hazret-i İsrafil Aleyhisselâmın borusuyla o kışlalarda ölümle yatanlar çağrılsa, derhal ceset libaslarını giyip dışarı fırlamalarını ispat edip gösteren, her baharda arz kışlası içindekiler, melek-i ra'dın borusuyla aynı vaziyeti göstermesiyle nihayetsiz azameti anlaşılan bir saltanat-ı rububiyet; elbette ve elbette ve herhalde ve hiç şüphe getirmez ki, Onuncu Sözde ispatına binaen o rahmet ve hikmet ve inayet ve adalet ve saltanat-ı sermediyenin gayet kat'î istedikleri dâr-ı âhiret ve daire-i haşir ve neşrin açılmamasıyla o nihayetsiz cemal-i rahmet nihayetsiz bir çirkin merhametsizliğe inkılâp etmesi ve o hadsiz kemâl-i hikmet, hadsiz kusurlu abesiyete ve faydasız israfata dönmesi ve o gayet şirin inayet, gayet acı ihanetlere değişmesi ve o gayet mizanlı ve hakkaniyetli adalet, gayet şiddetli zulümlere kalb olması ve o gayet derecede haşmetli ve kuvvetli saltanat-ı sermediye sukut etmesi ve haşrin gelmemesiyle bütün haşmeti kaybolması ve kemâlât-ı rububiyeti acz ve kusur ile lekedar olması, hiçbir cihet-i imkânı yok, hiçbir akıl ihtimal vermez, yüz muhal içinde birden bulunur, dâire-i imkân haricinde bâtıl ve mümtenidir. "
11. Şua – Risâle-i Nûr
"'Çürümüş kemikleri kim diriltecek?' dedi. Sen de ki: Onu ilk önce kim yaratmışsa tekrar O diriltecek. O herşeyin yaratılışını hakkıyla bilendir."
(sadekallâhul azîm)
Yâsin Sûresi, 78-79. Âyetler
"Ey haşri inkâr eden adam! Ağaçlara bak. Kışta ölmüş kemikler gibi hadsiz ağaçları baharda dirilten, yeşillendiren, hattâ herbir ağaçta yaprak ve çiçek ve meyve cihetiyle üç haşrin nümunelerini gösteren bir Zâta karşı inkâr ile, istib'âd ile kudretine meydan okunmaz.
Sonra bir delile daha işaret eder, der: Size ağaç gibi kesif, sakil, karanlıklı bir maddeden ateş gibi lâtif, hafif, nuranî bir maddeyi çıkaran bir Zâttan, odun gibi kemiklere ateş gibi bir hayat ve nur gibi bir şuur vermeyi nasıl istib'âd ediyorsunuz?
Sonra bir delile daha tasrih eder, der ki: Bedevîler için kibrit yerine ateş çıkaran meşhur ağacın, yeşilken iki dalı birbirine sürüldüğü vakit ateşi yaratan ve rutubetiyle yeşil ve hararetiyle kuru gibi iki zıt tabiatı cem edip onu buna menşe etmekle herbir şey, hattâ anâsır-ı asliye ve tabâyi-i esasiye Onun emrine bakar, Onun kuvvetiyle hareket eder, hiçbirisi başıboş olup tabiatıyla hareket etmediğini gösteren bir Zâttan, topraktan yapılan ve sonra toprağa dönen insanı topraktan yeniden çıkarması istib'âd edilmez. İsyan ile Ona meydan okunmaz. "
25. Söz’den – Risâle-i Nûr
"Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah'ı tesbih edin. Göklerde ve yerde olanların hamd ve senâsı Ona mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine erişince de Allah'ı tesbih edip namaz kılın. Ölüden diriyi, diriden ölüyü O çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü O diriltir. Siz de kabirlerinizden böyle çıkarılacaksınız."
(sadekallâhul azîm)
Rum Sûresi, 17-19. Âyetler
"Nasıl ki, herbir mahlûk-u cüz'î üstünde ehadiyetin sikkesi olduğu gibi; herbir nevi üstünde, herbir küll üstünde, ta mecmuu âlem üstünde sikke-i ehadiyet ve hâtem-i vahidiyet ve turra-i vahdet gayet parlak bir surette vaz edilmiştir. İşte bak, sath-ı arzın sayfasında, bahar mevsiminde, Nakkaş-ı Ezelî, en ekal üç yüz bin nebatat ve hayvanat envâını haşir ve neşreder. Nihayetsiz ihtilât ve karışıklık içinde, nihayet derecede imtiyaz ve intizamla bunları iade edip haşrediyor. Çendan bir kısmını aynen iade etmiyor. Fakat ayniyet derecesinde bir müşabehet ve bir misliyetle iade ediyor.
Demek haşr-i bahar, tevhide sikke olduğu gibi, haşr-i kıyamete dahi tamamen misal olabilir. Demek baharda, ihyâ-yı arz içinde üç yüz bin haşrin nümunelerini kemal-i intizamla icad edip, sahife-i arzda karışık bir halde üç yüz bin muhtelif envâı hiç hatâsız ve hiç sehivsiz ve hiç karıştırmadan, gayet mevzun ve muntazam ve manzum olarak yazmak, nihayetsiz kudret ve ilim ve iradeye mâlik bir Zât-ı Zülcelâlin sikke-i mahsusası olduğunu her zîşuurun derk etmesi lâzım gelir. Kur'ân-ı Kerim ferman ediyor ki:
Evet, ihyâ-yı arz içinde üç yüz bin haşrin nümunelerini birkaç gün zarfında yapan kudret-i fâtıraya, insanın haşri, elbette gayet hafif gelir. Sübhan Dağını bir işaretle kaldıran bir zata, "Bu kaleyi nasıl kaldıracak?" demek, belâhettir."
Nûr’un İlk Kapısı – Risâle-i Nûr
"Allah'ın varlığının delillerinden biri de şudur: Sen yeryüzünü boynu bükük (kupkuru) görürsün. Onun üzerine yağmuru indirdiğimiz zaman kıpırdar kabarır. Şüphesiz ki, onu dirilten, elbette ölüleri de diriltir. Şüphesiz o, her şeye gücü hakkıyla yetendir. "
(sadekallâhul azîm)
Fussilet Sûresi, 39. Âyet
"Zât-ı Ferd ve Ehadin kudretine nisbeten en büyük şeyin icadı, en küçük birşey gibi kolaydır. Bir baharı, bir çiçek gibi suhuletle halk eder. Binler haşrin nümunelerini, her baharda gözümüz önünde kolaylıkla icad eder. Büyük bir ağacı, küçük bir meyve gibi rahatça idare eder. "
30. Lem’a – Risâle-i Nûr
"Onlar, "Allah ölen bir kimseyi diriltmez. " diye var güçleriyle Allah’a yemin ettiler. Hayır diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah’ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. "
(sadekallâhul azîm)
Nahl Sûresi , 38. Âyet
"Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, “Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?” demişti. Bunun üzerine, Allah onu öldürüp yüzyıl ölü bıraktı, sonra diriltti ve ona sordu: “Ne kadar (ölü) kaldın?” O, “Bir gün veya bir günden daha az kaldım” diye cevap verdi. Allah şöyle dedi: “Hayır, yüz sene kaldın. Böyle iken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Böyle yapmamız) seni insanlara ibret belgesi kılmamız içindir. (Eşeğin) kemikler(in)e de bak, nasıl onları bir araya getiriyor, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?” Kendisine bütün bunlar apaçık belli olunca, şöyle dedi: “Şimdi, biliyorum ki; şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter."
(sadekallâhul azîm)
Bakara Sûresi 259. Âyet
"Evet, her baharda bütün ağaçları ve otların köklerini aynen ihya ve nebatî ve hayvanî üç yüz bin nevi haşrin ve neşrin nümunelerini icad eden bir kudret, Muhammed ve Mûsa Aleyhimesselâtü Vesselâmların herbirinin ümmetinin geçirdiği bin senelik zaman, karşı karşıya hayalen getirilip bakılsa, haşrin ve neşrin bin misalini ve bin delilini iki bin baharda
(*)
gösterdiği görülecek. Ve, böyle bir kudretten haşr-i cismânîyi uzak görmek, bin derece körlük ve akılsızlıktır.
Hem madem nev-i beşerin en meşhurları olan yüz yirmi dört bin peygamberler ittifakla saadet-i ebediyeyi ve beka-yı uhrevîyi Cenâb-ı Hakkın binler vaad ve ahdlerine istinaden ilân edip mucizeleriyle doğru olduklarını ispat ettikler gibi, hadsiz ehl-i velâyet, keşifle ve zevkle aynı hakikate imza basıyorlar. Elbette o hakikat güneş gibi zâhir olur; şüphe eden divâne olur."
(*) Sabık herbir bahar, kıyameti kopmuş, ölmüş ve karşısındaki bahar onun haşri hükmündedir.
7. Mes’ele’den – Risâle-i Nûr
"Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. And olsun ki, geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde O sizi kabirlerinizden toplayıp diriltecektir. Allah'tan daha doğru sözlü kim var?"
Nisâ Sûresi, 87. Âyet
Not :
Tüm fotoğraflar bana âittir.
..............................................
Helezon
Fî-emâniLLAh.
Ve's selâmu aleykum ve rahmetullâh.
Kayıtlı
Mü'minin şe'ni, kerîm olmaktır..
Re:
sedahan
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 519
«
Yanıtla #10 :
16 Nisan 2008, 22:45:22 »
teşekkür ederim nur44 kardeşim allah razı olsun
Kayıtlı
[align=center]
"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum''
[/align]
Re:
MuaLLim
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1633
«
Yanıtla #11 :
16 Nisan 2008, 23:33:05 »
Helezon Allah razı olsun...
Çok güzel derleme ve görsel ziyafet olmuş...
Mamafih resim ebatları sayfadan taştığı için açılması çok uzun sürüyor.
Ebattan dolayı da alt çubukla sağ- sol yapıyoruz.
Bizi bundan kurtarırsan seviniriz.
Kayıtlı
Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar,
Söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.
Re:
NUR44
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 3847
«
Yanıtla #12 :
17 Nisan 2008, 12:48:26 »
ve alr,eykum selâm helezon. Allah râzı olsun çok güzel tefekkür ufku açtırmış Rabbim. Kur'ân-ı Kerîm'den aldığın ayetler ve Risal-i Nur'dan yaptığın alıntılar ve resimler, hayranlıkla izledim. teşekkür ederim. :hareketgul:
Kayıtlı
Hangi yönden esersen es deli rüzgâr
***
Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere
http://nurunkapisi.blogcu.com
Re:
serihan
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 113
«
Yanıtla #13 :
17 Nisan 2008, 14:09:38 »
allah razı olsun arkadaşlar çok faydalı paylaşımlar.ben resim ekleyemiyorum ama tefekkür kampanyasına RABBİMizin bu ayeti kerimesiiyle katılmak istedim.
" BİSMİLLAHİRRAHMANİRAHİM"
"... Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir." (Mülk Suresi 3-4)
Kayıtlı
Tefekkür kampanyası
tuareg
Yeni Üye
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 169
«
Yanıtla #14 :
17 Nisan 2008, 18:28:59 »
Bir kaç tane çilek alemimize ziyerete gelmişler..
Kendilerini ifade ederken..Nevlerindeki çokluğa nazarları davet etmişler..
Bir iki çilek demişlerki lisanı halleriyle;
"Bizi,sizi bilen biri yapıyor.."
"Rengimiz gözünüze seyirlik..kokumuz burnunuza ikram..tadımız..dilinize ihsan..özelliğimiz azalarınıza fayda..."
"Ustamız,ustanız"..."Bir..."
Güneşi elinde tutamayan bizi yapamaz...O'nu yıldızlarıyla beraber göğe çakan ve çeviren "Bir"...
Yağmur olmazsa rahmet olmaz..hayat olmaz..Bulut perdesinde katreleri yaratan "Bir"...
Hava..Ve hayat ve içindekiler..Ve uyum ve dayanışma...Birin bilmesindeki birlik...Gözler bir..Eller bir...Zaviye ayrı ..Sahipte Binbir esma...Varlıklar adetleriyle kabiliyetleriyle başka başka ayna...
"Ya Bütün çilekler..."Ya bütün çilek fideleri"..her yıl bir tren her mevsim bir vagon...Kudretin mutfağında pişenleri önümüze seriyor..
"Ya bütün elmalar...Ya bütün narlar...Ya Bütün Üzümler...Dünyadaki bütün hurmalar...
Bütünlüğünde bir Rızık vericinin ..bütün muhtaçların ihtiyaçlarına verdiği cevaptaki keremi ve cömertliğini anlatan gösteren satırlar..."
Ve bütün sütler..ve bütün yavrular...!!
Ve bütün muhtaçların ihtiyaçları..ya bütün hastaların şifaları ...
Bir çileğin bir elmanın sahibi ışığın nurun sahibidir..O meyvenın olması için dünya böyle dönmelidir...Alem ve içindekiler birinindir...
Ve Bazı şeylerin hakiki cevabı "Allahu Ekber"dir...Allah bütün tasavvurlardan büyüktür...
Her nimet bizlere verilmiş bir hediyedir bir ikram ediciden...İhtimam gösterir şükrünü edersek..ve üzerine bir besmele bir hamd iliştirirsek..ebediyen bizimdir...
Çünkü ;Bildiğimizi bildirmek en fıtri vazifemizdir...
Tefekkür Rıza bahçelerini tanzim eden emir ve Nurdur...Hiç bıkmadan "bakadur"
Kayıtlı
Güzel yüzlü olmak elimizde değil ama;Gülen yüzlü olmak elimizde..
Sayfa: [
1
]
2
Yukarı git
« önceki
sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:
Gitmek istediğiniz yer:
-----------------------------
SİTEMİZ VE FORUM'UMUZDAN DUYURULAR & HABERLER
-----------------------------
=> HAFTALIK ETKİNLİKLER
===> Haftanın Konusu
===> Haftanın Konuğu
=> Forum Kuralları
=> Sitemiz ve Forum'umuzdan Haberler & Duyurular
=> Forum Kullanım Klavuzu
=> Öneri & Talep & Şikayet Tebrik & Teşekkür
=> Tanışma
-----------------------------
İSLAM
-----------------------------
=> Risâle-i Nûr Külliyâtı
===> Bedîüzzaman ve Hâtıralar
===> Risâle-i Nûr'dan Hayata Dâir Notlar
=> İslâmî Konular
=> Sünnet, Hadis , Siyer
=> İslam Önderleri
=> Akaid
=> Kur'ân-ı Kerîm
===> Hatimlerimiz
===> Sonuçlanmış Hatimler
=> Duâ
=> İbâdet
=> Müslümanın Ahlakı
=> Tasavvuf
=> İbretlik
=> isLam CoğrafyasI Ve Tarihi
=> Cihad / Mücadele
=> Kadın & Erkek & Çocuk (Aile)
-----------------------------
EDEBiYAT, KÜLTÜR & SANAT
-----------------------------
=> Şiir
=> Kendi Şiirleriniz & Makaleleriniz
=> Yazarlar & Alıntı Yazılar & Makale ve Denemeler
=> Güzel Türkçemiz
=> Kitap Ve Dergi Tanıtımları
=> Hikayeler & Kıssalar & Menkîbeler
=> Nükteler & Öğütler & Duvar Yazıları & Güzel ve Hikmetli Sözler
-----------------------------
TEKNOLOJİ
-----------------------------
=> Bilgisayar
=> Windows İşletim Sistemi
=> Programlar
=> internet & Teknoloji Haberleri
=> Site Tanıtımı
-----------------------------
GENEL
-----------------------------
=> SERBEST KÜRSÜ
=> GÜNCEL
===> Türkiyeden Haberler
===> Dünyadan Haberler
=> MİZAH VE EĞLENCE
===> Mizah
===> Oyunlar
===> Bilmeceler & Bilgi Yarışması & Zekâ Soruları
=> MULTİMEDYA
===> Resimler
===> İlahi Ve ezgiler
===> Sinema , Video , Flash , Animasyon
=> EĞİTİM - ÖĞRETİM
===> Ödev Yardım
===> Bilgi Paylaşım
===> Kişisel Gelişim Ve psikoloji
===> Pozitif İlimler
===> Biyografi
===> Tarih ve Coğrafya
=> HANIMLAR İÇİN
===> İstişare
===> Yemek Tarifleri
===> Sağlık
=> ANKETLER
-----------------------------
FORUM DÜZENLEME
-----------------------------
=> Forumdan Kaldırılanlar
Yükleniyor...