Biz Kardeşliği, Sevgiyi Paylaşmaya Geldik... 20 Mayıs 2012, 12:50:06 *
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.


Kullanıcı adınızı ve parolanızı
Duyurular:
 
 
Ana Sayfa Yardım Ara
Sayfa: [1] 2   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Haftanın Konusu: YETİM HAKKI (02.02.2008)  (Okunma Sayısı 1516 defa)
MuaLLim
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1633



Üyelik Bilgileri Site
« : 02 Şubat 2008, 18:52:36 »

Selamün aleyküm...

Muhterem kardeşlerim, bir süredir devam ettirdiğimiz ve üyelerimizin katkılarıyla ortaya çıkarılan bir derleme niteliğinde olan "Haftanın Konusu" başlığının yeni konusunu YETİM HAKKI olarak tespit etmiş bulunuyoruz.

Fazla söze hacet yok diyorum. Buyrun, söz sizde...
Yeni başlık açmadan buradan devam ediyoruz...
Kayıtlı

Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar,
Söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.
Mutena
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2739



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #1 : 04 Şubat 2008, 12:04:05 »



Yetimden ne çıkar?

Ne çıkmaz ki?

Müctehidler çıkar, âlimler çıkar, hakîmler çıkar, arifler çıkar, cihangirler çıkar, fatihler çıkar ve daha neler neler çıkar.

Mesela, araştırın ikinci neslin en büyük alimlerinden Mücahid’in, İkrime’nin, Said b. Cübeyr’in, İbn Sirîn’in ve daha bir çoklarının nerede doğup İslam’ın kucağına nasıl düştüklerini. Karşılaştığınız gerçek, gözlerinizi faltaşı gibi açacak. Buna Anadolu’nun manevi fatihi Abdullah el-Battal’ı katın, Endülüs fatihi Tarık b. Ziyad’ı katın, Afrika’nın fatihi Musa b. Nusayr’ı katın.

Değil mi ki, Alemlere rahmet Hz. Muhammed de yetim idi. Allah onu yetimler içinden seçti. Ona düşmanları, “Abdulmuttalib’in yetimi” diyorlardı. Bunu küçümsemek maksadıyla söylüyorlardı.

Kur’an’sa, bu küstah akla cevap verircesine haykırdı:

“O seni yetim olarak bulup, kol-kanat germedi mi?

Seni şaşırmış bir halde bulup, doğru yola yöneltmedi mi?

Seni muhtaç bir halde bulup, ihtiyacını gidermedi mi?”


Yetimlerle ilgili tek hitabı bu değil Kur’an’ın. Dolaylı ve dolaysız bir çok hitap var. Arapça’da yetim, “tek başına, kimsesiz, dayanaksız, yardıma muhtaç, himayesiz” anlamına gelse de, aynı zamanda “biricik, alanında en iyi olan, eşi benzeri olmayan” gibi olumlu bir anlamda da kullanılır. Mesela “yetimi dehrihi” deyimi, “çağının bir tanesi” anlamına gelir.

İslam toplumunda her yetim “İslam’ın öz oğlu”dur. Yetime neden bu kadar değer verildiğini anlamamız için, İslam’daki cihad ve kıtal farzlarını, bu farzları yerine getirirken canını imanına şahit kılan insanların geride bıraktığı eş ve çocuklar için İslam’ın getirdiği çözümleri hatırlamamız şart.

İki dünyalı bir insan tipi yetiştiren ve ölümü hayatın öbür yüzü olarak gören bir inanç sisteminin inşa ettiği toplumda, yetimden çok ne var? Yetimler varsa, elbet onlara sahip çıkan ilkeleri ve kurumları da olacaktı İslam’ın, nitekim oldu da.

Ümmet, geçmişte yetimlerden alimler, fatihler, arifler çıkarmış.

Peki biz şimdilerde ne çıkarıyoruz? Tinerciler, köprü altı çocukları, uyuşturucu müptelaları, kapkaççılar, suç makineleri… Dahası, organ mafyasına hammadde, beyaz kadın ticaretine sermayeye katkı…

Bu bize vebal olarak yeter.

Çin’de Uygur Müslümanları dışında bir de öz be öz Çin yerlisi Müslüman bir kitle olduğunu biliyor muydunuz? Bunlara Huiler adı verilir. Peki, ya bunların daha İslam’ın ilk yüzyıllarında nasıl Müslüman edildiği biliyor musunuz?

Müslüman tüccarların Çin’de kurdukları Yetimhaneler aracılığıyla. O zamanlar Çin’de, Müslüman tüccarlar yetimlerin sahipsiz ve acınacak durumda olduğunu fark etmişler. Bunları kendi haline terk eden Çin toplumunun elinden alarak ya Müslüman ailelerin yanına yerleştirmek veya Yetimhaneler açmak suretiyle eğitmişler. İşte bu insanların torunları 1400 yıl öteden bu güne Çin’li nüfus arasında İslam’ı temsil etmiş, alimler ve arifler yetiştirmiş, bir ara (19. yüzyılda) bağımsız bir İslam devleti dahi kurmuşlar. 14. yüzyılda Çin’i dünyaya açan ve uluslar arası bir güç haline getiren bir de amiral çıkarmışlar.

“Bu, işte bu!” diyorum. “Biz varız” diyorum. Ve, “Alemlere Rahmet olanın ümmetine de alemlere rahmet olmak yakışır” diyorum.

Sözün özü: Yetimler İslam'ın has evladıdırlar. Yeter ki, yalnız karınları değil, esas kafa ve kalplerini doyurmaya talip olalım..

Mustafa İSLAMOĞLU - Kalemle Öğreten Adına'dan
Kayıtlı

Allah'ım, hayretimi arttır!
Rubeyyi
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 265



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #2 : 04 Şubat 2008, 14:40:45 »

Yetimi Koruma ve Barindirma

Hz. Muhammed (s.a.s.), dogumundan alti ay önce babasini, alti yaşindayken de annesini kaybettiginden, kelimenin tam anlamiyla bir yetim olarak dogmuş ve büyümüştür. Bu sebeple, Islam Peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.s.) bizzat kendisi de, iliklerine kadar zorluklarini yaşadigindan dolayi, yetimlere nasil davranilmasi gerektigini çok yakindan bilen bir yetimdir:

“Rabbin şüphesiz sana verecek ve sen de hoşnut olacaksin. Seni öksüz bulup da barindirmadi mi? Seni şaşirmiş bulup dogru yola eriştirmedi mi? Seni fakir bulup zenginleştirmedi mi? Öyleyse, sakin öksüzü horlama/üzme; sakin bir şey isteyeni azarlama. Yalnizca Rabbinin nimetini hep anlat.”

Bir ara Hz. Muhammed’e (s.a.s.) vahyin gelişi bir süre gecikince, müşriklerin “Rabbi onu terk etti ve ona darildi!” diyerek onunla alay etmeleri üzerine inen bu ayetler, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) şahsinda, yetimin en başta nelerden yoksun oldugunu ve ona nasil davranilmasi gerektigini çok açik biçimde dile getirmektedir.
Yetimlerle ilgili olarak, islah edici (düzeltici, iyileştirici) olmak gerekir. “Sana yetimleri sorarlar; de ki: ‘Onlarin işlerini düzeltmek hayirlidir.’ Eger onlarla bir arada yaşarsaniz, artik onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah, düzelteni bozandan ayirt etmesini bilir. Allah dileseydi, sizi zora sokardi. Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir.” Bu ayete göre, yetimlerle ayni evde barinma durumunda, yetimleri bir din kardeşi gibi görmek ve bu kardeşlik duygusuyla onlara islah edici davranmak gerekir.
Hz. Muhammed (s.a.s.), yetimleri korumasi altina alanlara cennet müjdesini vermiştir: “Kim Müslümanlarin arasinda bulunan bir yetimi alarak, onu yedirip içirmek üzere evine götürürse, affedilmeyecek bir günah (şirk) işlemedigi takdirde, Yüce Allah onu mutlaka cennete koyar.” ; “Kim üç yetimi korumasina alip onlarin bakimini yaparsa, sanki ömür boyu gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçirmiş ve Allah yolunda cihat etmiş gibi olur. Ben ve o, cennette (iki parmagini yan yana getirerek) şu ikisi gibi kardeşiz.”

Hz. Muhammed (s.a.s.), on yil kadar yaninda bulunup kendisine hizmet eden Hz. Enes bin Malik’i (r.a.), bir yetim olarak korumasina almişti. Enes, babasi ölmüş yetim bir çocuktu. Babasi Malik bin Nadr, Islam’in Medine’de yayildigi ilk günlerde hanimi Ümmü Süleym’in Müslüman olmasina kizarak Şam’a gitti ve hicretten önce orada öldü. Ümmü Süleym, daha sonra Ebu Talha el-Ensari ile evlendi. Hz. Muhammed (s.a.s.) Medine’ye geldiginde, hizmetçisi yoktu. Annesi Ümmü Süleym veya üvey babasi Ebu Talha, küçük Enes’i, Hz. Muhammed’in hizmetine verdi. Üvey babasi Ebu Talha, okur-yazar ve zeki bir çocuk olan Enes’in elinden tutup Hz. Peygamber’e (s.a.s.) getirdi. “Ey Allah’in elçisi! Enes, zeki bir çocuktur. Sana hizmet etsin.” dedi. Enes’in kendisine yardimci olmasini kabul eden Hz. Peygamber (s.a.s.), yetim Enes’e, kendisine hizmeti süresince, halden anlayan biri olarak, çok iyi davranmiş ve onu hiç azarlamamiştir. Hatta bir hatasi yüzünden Enes’i uyaracak olan hanimlarina “Birakin çocugu!” deyip müdahale ederdi. Hz. Muhammed’in (s.a.s.) egitim-ögretim tarzina, insanlara ve özellikle çocuklara karşi hoşgörüsüne ve diger bazi ahlaki davranişlarina dair birçok bilgi, işte Enes adindaki bu yetim çocuk sayesinde gelmiştir.

Hz. Muhammed (s.a.s.), yetime bakan kimseye cennet müjdesini vermiş, onunla cennette komşu olacagini belirtmiştir: “Kendisine veya başkasina ait yetime bakan / arka çikan / işini üstlenen / görüp gözeten kişi ile ben, şu iki parmagim gibi (orta parmagi ile başparmagini yan yana getirdi), cennette yan yana olacagiz.” Kişinin kendisinin yetimi; torunu, erkek veya kiz kardeşinin çocugu, öz veya üvey kardeşi ve ogullugudur; kocasi ölen bir kadina göre ise, geride kalan çocuklari veya başka yakinlaridir.

Bizzat Hz. Muhammed’e (s.a.s.) vasiyet edilmiş yetimler bulunurdu. Esad bin Zürare, vefat ederken Kebşe, Habibe ve Faria adindaki üç kizini, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) himayesine biraktigini vasiyet etmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.), hangi haniminin yanina giderse, bu kizlari da yaninda götürürdü. Onlarin evlilikleriyle de bizzat ilgilenmiştir. Hz. Aişe’nin (r.anha) korumasinda da bazi yetimler vardi. Kasim bin Muhammed anlatiyor: “Hz. Aişe (r.anha) kardeşi Muhammed’in yetim kizlarini terbiyesine almiş, onlari hacr (kisitlilik) devrelerinde himaye etmişti. Kizlarin (kendi mülkleri olan) ziynetleri vardi. Hz. Aişe bu ziynetler için zekat vermiyordu.”


KAYNAK
Kayıtlı

Halk ne der?’ demeyelim, ‘Hak ne der?’ diyelim.

M.İslamoğlu

http://benmahru.blogcu.com  
Sezayi
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 55



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #3 : 12 Şubat 2008, 02:13:58 »

İhmalkârlık ve vurdumduymazlığımız o kadar çok ki, maalesef, ruhumuzun derinliklerine kadar inmiş. Belki  hiç bir kötü niyetimiz yok, art niyette taşımıyoruz belki. Ama eylemimizin sonunda bakıyoruz ki, kendimize veya bir başka kardeşimize zarar vermişiz. Bu gevşeklik ve ihmalkarlığımızın faturası (maalesef) bize veya muhatabımıza çok pahalıya mal olmaktadır çoğu zaman. Hele hele söz konusu olan kişi veya kişiler YETİMse? Kalk altından kalka bilirsen. İnsanlar arasındaki kaybolan prestije mi yanmalı, yoksa, mutlaka çıkacağımız o yüce mahkemede, adaletinden en ufak bir şüphe olmayan ULU YARGIÇ'ın huzurunda eriyip bitmeye mi yanmalı? (Bir çok kişi eriyip bitmeye razı olacak, ama maalesef orada o imkan da olmayacak).

Gelin, emaneti korumaya azami gayreti gösterelim. Nasıl ki gözümüzü, ani bir refleksle dış tehlikelerden koruyorsak, aynı hassasiyetle, diğer insanların da sorumluluğumuz altıdaki haklarını en iyi şekilde muhafaza edelim. Bu hususta; din, dil, ırk, cins, yakınlık, uzaklık gözetmemeli, hatta hayvan-bitki ayırımı dahi yapmamalı. Hele hele bu haklar yetim ya da öksüz birilerine aitse... "yandı gülüm keten helva".

Emanetin korunması hakkında hoşuma giden bir anekdotu sizinle paylaşmak istiyorum;
Bir ağanın yanında çalışan şahıs,( daha önceden ücret konuşulmadığı için,) ay sonunda verilen ücreti az bulur, kızar ve parasını almadan gider. Aradan bir kaç yıl gibi epey bir zaman geçer. İşçi pişman olur. "Gidip şu eski ağamdan takdir ettiği paramı bari alayım" der. Köyde ağanın yanına gelir, hoş-beşten sonra sohbet ilerler. sohbet arasında eski işçi sözü alacağına getirir ve ağanın takdir ettiği ücrete razı olduğunu söyler. Ağa, gülümser ve eliyle karşılarındaki ağıllardan birini gösterir. "İşte" der." "senin ücretinin karşılığı orada". Adam, ağıla yaklaşır bakar ki, bir ağıl dolusu koyun. "Bunlardan hangisi benim. Aslında benim ücretim bir koyun değerinde bile değildi."  Ağa der ki, "o sürünün tamamı senin. Sen kızıp gittiğin zaman, senin namına, pazarlık yaparak bir koyun satın aldım.Benim koyunlarımın yanında sürüye kattım. Koyun hamileymiş, ikiz doğurdu. Neticede bereketli geçen yılların sonunda bu kadar oldu. Çoban ve bakım masraflarını da düzenli bir şekilde titizlikle çıkardım. Bu sürü senin helalindir. Artık geldiğine göre emanetini geri alabilirsin".

Umarım bu ufak hikâye konunun önemi ve çıkış yolu olarak bize bir ışık tutar.


Sezayi
Kayıtlı
Re:
NUR44
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3847



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #4 : 12 Şubat 2008, 23:04:23 »

[align=center][/align]

[align=center]
Galiba hep ağlamakmış işim,
Dünyaya ağlayarak gelmişim,
Benim gözyaşım hiç dinmemiş ki,
Bazen saklamış, bazen silmişim.

Yaşıtlarım gün boyu oynarken,
Ömür boyunca her sabah erken,
Geçim derdini omuzlamışım,
Onca yaşayacağım şey varken…

Her komşu çocuğunu okuttu
Kaderim beni evde unuttu.
Gözyaşlarımı gösteremedim,
Mekanım oldu karanlık kuytu.

Annemle adeta bütünleştim,
Canım annem, o her şeyim benim,
Birbirimize bakıp güleriz,
Kan ağlar içimiz, ben eminim.

Birini sevdim, yaklaşamadım,
Bin türlü engeli aşamadım.
Gelen çiğnedi, giden çiğnedi,
Garip oğlana çıkmış ya adım.

Yoksul bir yetim olmak ne de zor,
Komşun bile elinden tutmuyor,
Hergün hergece hep ağlıyorum,
Gözlerimin altı olmuş mosmor.

Yeni duydum kurandaki emri
Yetim olanların varmış yeri.
Bana hiçbiri sahip çıkmadı,
Allah affeder mi müminleri?
[/align]

alıntıdır..
Kayıtlı

Hangi yönden esersen es deli rüzgâr

***

Gönlüm uçmak isterken semavi ülkelere
Ayağım takılıyor yerdeki gölgelere


http://nurunkapisi.blogcu.com
tuareg
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 169



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #5 : 15 Mart 2008, 02:38:12 »

Aslında söylenecek okadar şey varki..Hangisini söylesem veya nerden başlasam diye düşünmekten uzun süre kendimi alamıyorum..

Benden önce ki yorum katan kardeşlerim hak konusunda söylenmesi gerekenleri,hatırlatılması gerekenleri çok güzel anlatmış..Nakletmişler..Allah ebeden razı olsun..

Haklarınızı helal ediniz ama ben "YETİM HAKKI" dan çok..Yetime bakış açımıza değinmek istiyorum..
İnşaallah konu dağınıklığına vesile olmayız..

Evet..

Şöyle bir bakıyorum çevreme; kendi kanından,canından çocuklarına bile tahammülden uzak anne,babaları görünce..Yine bu anne ve babaların; bir başkasının çocuğuna sıkıntılarına katlanmak düşüncesi ister istemez bir hayal kırıklığı yaşatıyor bana..

Evet..Bir eksiklik olmalı diye düşünüyorum..hemde koca bir eksiklik..Nedir bu eksiklik diye soranlara..MERHAMET'ten,SEVGİ'den eksiğiz..

O kadar çok kaptırmışız ki bu geçici dünyanın çarklarına..Bu çarkların arasında en değerli özelliklerimizi ya kaybetmişiz,yada körelmiş maalesef..

İnanız ki ezberden konuşmuyorum..Konu ile alakalı bu işlerde aktif olarak çok kereler çalışmış birinin gözlemleri bu anlatılanlar..

Lütfen beni affedin ama Müslümanlık denince mangalda kül bırakmayan bizler..Yetim bir Paygamber (S.A.V) Ümmeti olmak ile iftihar eden bizler..Hiç mi "O" (S.A.V)'nun sünnetinden bir şeyler kapamadık..

Oysa ki Fahr-i Kainat (S.A.V); yetim çocuklarına özel alaka göstermiş, onlara elinden gelen maddi ve manevi yardımı esirgememiştir..
Duruma göre Efendimiz bazen mağdur olanları doğrudan himayesi altına almış, bazan onların acılarına göz yaşlarıyla ortak olmuş  yanık yüreklerine su serpmiştir...

Beşir (Bişr) bin Akrabe'den rivayet;


Babam Akrabe, Uhud günü şehid olunca ağlayarak Peygamber (S.A.V)'e gittim...
“- Ey sevgilicik..! Sen ne diye ağlıyorsun..? Sus ağlama..!
Senin baban ben olsam, annen de Aişe olsa, razı olmaz mısın..?”  

- Anam babam sana feda olsun ya Resulallah razı olurum, dedim...
Bunun üzerine Efendimiz eliyle başımı okşadı.. (Şu anda) saçlarım ağardığı halde Resulullah'ın elinin başıma değdiği yerler hala siyah kalmıştır...
(Buhari.)

 Efendimiz (S.A.V) yetimlerin maddi ve manevi sıkıntılarına katlanarak onları güzel bir şekilde yetiştirenlerin cennette kendisine komşu olacağını haber vermektedir..
İlgili rivayetlerden birinde Resulullah(S.A.V):

“Kim üç yetimi yetiştirir, nafakasını temin ederse, sanki ömrü boyu geceleri namaz kılmış, gündüzleri oruç tutmuş ve sabahtan akşama yalın kılıç Allah yolunda cihad etmiş gibi sevap alır. Keza, ben ve o, şu iki parmak gibi cennette kardeş oluruz”  
buyurmuş ve ardından şehadet parmağı ile orta parmağını birbirine yapıştırmıştır. (İbn-i Mâce, Edeb, 6)

Cennet'e girebilmek, şüphesiz büyük bir saadettir...!!
Bundan daha üstünü, Cennet'te Resul-i Ekrem(S.A.V)'e komşu olabilmektir...!!
Cennet'i yaratan ve oradaki üstün mevkileri bazı iyilikleri yapanlara ayıran Allah Teala, sevgili Resulü'ne komşu olma bahtiyarlığını, yetimleri koruyanlara lutfetmiştir...

 Bir şeyler yapmak için mutlaka zenginlik gerekmez... Her insanın yapacağı bir iş, katacağı ayrı bir değer vardır...
Yeter ki doğrulsun ve düşünsün, sorumluluğunu kuşansın..

Herkesin kendi vicdanı ile hesaplaşmasını istirham ediyorum.."Yetim olabilirdim, o ezikliği ve eksikliği yaşayabilirdim..
Babalı büyümenin şükrü olarak bir yetime kefil olma ve ona yürek açma vefası göstermek adına ne yaptım..Ne yapabilirm.?"

Çocuklarını canları gibi aziz gören ve seven anne babalara sesleniyorum.. !!

10 dakikalığına gözlerinizi bir kapatın..Ve (Allah Muhafaza) Düşün ki, evinizdeki ciğerpareniz, can parçanız sizsiz kalmış..

Ve birileri sizsizliğin yükünü hafifletmek için çırpınmakta...Çok sevinirdiniz değil mi ??
İşte iyilik adına yavrunuza değen şefkat nasıl mutlu ederse sizi, yetim de o kadar mutlu olur eliniz perçemine dokunduğunda...

Dünyanın neresinde olursa olsun, yetim çocuklar bizim,hepimizin çocukları..!!

Kimi savaşta yitirdi ailesini, kimi depremde, kimi diğer afetlerde, kimi de yoklukta..
Mağdur olmuş yetimleri kendi çocuğumuz gibi sahiplenmek için;
İçlerindeki acıyı tam olarak dindiremesek de yüreklerine su serpmek için;
Kimsenin kolay kolay katlanamayacağı sıkıntılara küçük bedenleriyle göğüs germeye çalışan yetim çocuklar için...seyirci kalmayalım..!!

Sözün özü;
İman ettiğimiz "RAHMAN" olan Allah'ın merhametinden payımıza ne kadar düştüğünün ölçülerinden bir taneside "YETİM" dir..
Yetim rahmettir, sabırdır, ispattır, imtihandır...

Selam ve dua ile..



Kayıtlı

Güzel yüzlü olmak elimizde değil ama;Gülen yüzlü olmak elimizde..Gülümseme
ezeli
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 213



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #6 : 15 Mart 2008, 14:00:17 »


gözyaşlarınızı beklediğiniz gibi silemedik...hayat  yolunda sizin elinizden tutamadık ...okadar  meşgulüzki...size  destek olamadık..pişmanlığımız  sizin derdinize...derman olamadı..biz  emanete  sahiplik  yapamadık...
Kayıtlı

bizimde bir adımız var Ezanla kondu;Sela ile bitecektir.....
Re:
furalkan
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 56



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #7 : 15 Mart 2008, 14:05:40 »

Düşünmezsen eğer yetim hakkı.                                                      Kalmaz sonra insan,hayvan farkı.                                                    Dönmez böyle,bu dünyanın çarkı.                                                    Ahirette şaşmaz ne terazi,ne tartı.                                                   (FURALKAN)not=(yetimi benden iyi anlayan olmaz desem yalan olmaz )bu konuya değindiğiniz için allah razı olsun arkadaşlar
Kayıtlı

SABRI KARDELENLERDEN ÖĞRENDİM.(FURALKAN)ASIL vede ASİL ÜYE
Re:
sedahan
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 519



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #8 : 15 Mart 2008, 20:18:19 »

Yetimlik olur yaman
Ona dokunma aman

Bir başkadır dünyası
Çok hassastır yapısı

Yaşı daha küçüktür
Sözü bölük pörçüktür

Sorsan sıkılır hemen
Vursan yıkılır hemen

Gözleri buğulanır
Hemencecik sulanır

Yaralıdır hep eli
Tutulur bazen dili

Kalbi hemen kırılır
Sanma kolay sarılır

Ona buna yanaşmaz
Garip durur konuşmaz

Her an boynu büküktür
Elbisesi söküktür

Der ki babam olsaydı
Bana cici alsaydı

Dertlerini diyemez
Yeni şeyler giyemez

Biri babacığım der
Onun içi cız eder

Sevgiden mahrum yaşar
Bu hayata hep şaşar

Canı çekse yiyemez
Bunu alın diyemez

İstese arsız derler
Üstelik hırsız derler

Yetimsin de üzülür
Gözünden yaş süzülür

Hâlinden hep sezilir
Hor görülür ezilir

Mahzundur onda gözler
Dertlerini hep gizler

Sıkıntıdan tırnak yer
Acıyı kalbe gömer

Öne eğer başını
Tutamaz gözyaşını

Hep suçlu gibi durur
Gelen giden hep vurur

Alıngan olur her an
Yetime dokunma aman

Verseler şunu bunu
Avutamaz hiç onu

Artık hayattan bıkar
Üf demen onu yıkar

Kötülenir, horlanır
Yapma diye zorlanır

Kırık kolu kanadı
Yaramazdır hep adı

Gelen giden takılır
Bazen itip kakılır

Anlaşılmaz feryadı
Sevgidir tek muradı

Onu kimse anlamaz
Anlayan dayanamaz

Yetimler üzülmesin
Sinmesin, büzülmesin
Kayıtlı

[align=center]"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum''[/align]
Re:
yuziap
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 370



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #9 : 02 Nisan 2008, 19:44:35 »

arkadaşlar bende yetim ve öksüz bir insanım yazdıklarınız için sağolun ama olmamış
Kayıtlı

yza
Re:
sedahan
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 519



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #10 : 02 Nisan 2008, 20:41:07 »

haklısın kardeşim belki yetimlerin  duygularını bilemeyiz. rabbim yardımcıları olsun ama şunuda unutmasınlar ki yetimlik de bir paygamber sünneti gibi değilmi.o değilmi ki dünya onun hürmetine yaratılmış oda bir yetimdi.bak ne güzel peygamberimizle ortak bir yönün var buda bir güzellik değil mi.birde bu yönden düşünmek iyi olabilir.
Kayıtlı

[align=center]"Ey bu yerlerin hâkimi! Senin bahtına düştüm. Sana dehalet ediyorum ve sana hizmetkârım ve senin rızanı istiyorum ve seni arıyorum''[/align]
Re:
MuaLLim
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 1633



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #11 : 03 Nisan 2008, 21:24:27 »

Olmamış deyip de hüküm vermeden önce "neyin olmadığını" belirtseydin muhterem kardeşim.
Bu çeşit hükümlü ifadeleri biraz eleyip öyle değerlendirmede bulunsak daha faydalı olmaz mıyız ?
Burada kimse bu konuda işin ehli olmasa dahi elinden geldiğince katkıda bulunmaya çalışırken elbette "aferin" de beklemiyor ama böylesi bir değerlendirmenin de fazlaca insafsız olduğu aşikardır.
Kayıtlı

Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar,
Söz bilmezsen sükût eyle, seni adam sansınlar.
Re:
tuareg
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 169



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #12 : 05 Nisan 2008, 02:08:24 »

Alıntı sahibi: "yuziap"
arkadaşlar bende yetim ve öksüz bir insanım yazdıklarınız için sağolun ama olmamış


Hamdolsun ben halen yetim veya öksüz gibi bir durumda değilim..Kendi adıma..Ancak görebildiğim ve hissedebildiğim ölçüde düşüncelerimi dile getirmeye çalıştım..

Siz "Olmamış" diyorsunuz ya..!!
Ben sizden bu kullandığınız yorumun yanında bu işin olurunu beklerdim..Bu duyguyu birebir yaşayan biri olarak..
Kayıtlı

Güzel yüzlü olmak elimizde değil ama;Gülen yüzlü olmak elimizde..Gülümseme
thares
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 528



Üyelik Bilgileri Site
« Yanıtla #13 : 05 Nisan 2008, 11:22:49 »

[align=center]
Hazret-i Ömer'in rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:
Bir yetim dövüldüğü vakit, onun ağlamasına Arsü'r - Rahman titrer. Allah Teâlâ. daha iyi bildiği halde, meleklere der ki: Ey Meleklerim! Babası Toprak İçinde Kaybolmuş O Yetimi Kim Ağlattı? Melekler de: Rabbimiz, bizim hiçbir ilmimiz yoktur, derler. Allah Teâlâ buyurur ki:
Ben Sizi Şahit Tutuyorum. Kim Onu Razı Kılarsa Kıyamet Günü Ben De Onu Kendi Katımdan Razı Kılacağım.
Bu hadîs-i şeriften aldığı ilhamla Hazret-i Ömer, nerede bir yetim görse mutlaka başını okşardı.
Allahü Teâlâ okumuş olduğum âyet-i kerimede buyuruyor ki:
Sana yetimleri sorarlar. De ki: Onları yararlı ve iyi bir hâle getirmek hayırlıdır. Şayet bir arada yaşarsanız onlar sizin kardeşlerinizdir
[/align]
Kayıtlı

"Cesaret asırlık çınar ağacının fırtınalara kafa tutarak dimdik durması değil, cesaret çok kolay incinebilecek çiçeğin karlar arasında açmasıdır" http://thares.blogcu.com/
Re:
helezon
Yeni Üye
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 2967



Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #14 : 06 Nisan 2008, 00:15:09 »

Alıntı sahibi: "tuareg"
Alıntı sahibi: "yuziap"
arkadaşlar bende yetim ve öksüz bir insanım yazdıklarınız için sağolun ama olmamış

Hamdolsun ben halen yetim veya öksüz gibi bir durumda değilim..Kendi adıma..Ancak görebildiğim ve hissedebildiğim ölçüde düşüncelerimi dile getirmeye çalıştım..
Siz "Olmamış" diyorsunuz ya..!!
Ben sizden bu kullandığınız yorumun yanında bu işin olurunu beklerdim..Bu duyguyu birebir yaşayan biri olarak..


Es'selâmu aleykum.
Yakışık alanı da o olurdu zaten.
- Olmayan ne? Olmadı ise nasıl olması gerekir?
Bunlar çok ayrı, bir de nihayetinde "yetimlik" üzerine yazılmış emek verilmiş bu yazılarda şöhret kaygusu gütmek gibi bir gâye elbette ki olamayacağından paylaşımda bulunan tüm kardeşlerimiz kendi hâlis duygularını dillendirmiş. Bu "olmamış" keskin ifadesi hissiyatlara da saygısızlıktır. Herkes kendinde hissettiklerini yazmış, alıntılamış artık ne ise. Herkes hislerini güzelce ifade edebilecek diye bir kaide de yok. Bu bir yetenek mes'elesidir hem. Ama emeğe saygısızlık göstergesi bir "olmamış" sözü, şu televizyondaki popstar yarışmalarındaki jürilerin yorumları gibi birşey olmuş yani.

Ben emek verip katkıda bulunan herkesin ellerine, gönlüne sağlık diyorum.
Fî-emâniLLAh.
Ve's selâmu aleykum ve rahmetullâh.
Kayıtlı

Mü'minin şe'ni, kerîm olmaktır..
Sayfa: [1] 2   Yukarı git
Yazdır
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2011, Simple Machines